15 Kasım 2014 Cumartesi

Josephine Donovan "Feminist Teori"

Orijinal adı "Feminist Theory: The Intellectual Traditions Of American Feminsm" olan, Josephine Donovan'ın kaleminden çıkan ve Feminist Teori adıyla ülkemizde İletişim Yayınları'nca yeni bir baskısı 2014 yılında yapılan eser, feminizm hakkında çok az şey bilen ancak hemen herkesin feministlere karşı sahip olduğu ilginç(!) ve haksız önyargılar beslediği ülkemizde konuyla ilgilenenler haricinde "ne kadar çok insan okursa o kadar iyi olur", diyebileceğim kitaplardan biri.

1792'de sonlarında Mary Wollstonecraft'ın "Kadın Haklarının Savunması" adlı çalışması ile kendisini daha belirgin şekilde (zira öncesinde yapılan çalışmalar da mevcut; kitapta detaylı olarak yer alıyor) ortaya koyan feminist teorinin, Aydınlanması Liberal Feminizm olarak tanımlanan dönemi ile kitabın ilk bölümünü oluşturan Donovan, Sanayi Devrimi'nin kadını kamusal alan ve özel alan olarak tanımlanmaya başlayan iki farklı "dünya"ya yönlendirdiğini ve bunun da akıl ve akıl-dışılığın kadına ya da "kadın olmayana" mal edilmeye nasıl başlandığına değiniyor.

İlk dönem feminist çalışmaları ele alan ve Aydınlanmacı Liberaller üzerinden ilerleyen bölümde okurun da göreceği üzere ve kitabın orijinal adından da anlaşılacağı üzere kuramın temellenmesi, Amerika'da dönemin yapısı hakkında fikir verebileceği gibi, kadının dönem Amerika'sındaki konumunun ve kadının maruz kaldığı adaletsizlikleri de okura sunuyor. Oy hakkı gibi bir hakkı elde etmek için çabalayan kadınların, kölelik adlı insanlığın utancı olacak bir durumun, ten rengi farklı olduğu için ayırımcılığa maruz kalan insanların (ve bu insanlar arasında ayrıca sadece "kadın" olduğu için yaşamak zorunda kaldıkları zorluklar içinde, kadınların) sorunlarını irdeleyen yazar, bir çok farklı ismin, kuramın çıkış noktalarına ve içeriklerine yer veriyor.

Genellikle siyasal alanda kadın hakları için mücadele eden Aydınlanmacı Liberaller'den farklı olarak 19. yüzyılda ortaya çıkan kültürel feministlerin ise siyasi alanla sınırlanmamış, daha geniş bir alana yayılmış olan ve kültürel anlamda da daha fazlası için mücadele ediyor olmasını ikinci bölümde ele alıyor yazar Donovan. Kadının düşünme sistemi, sezgiselliği, kolektif yaşam ve hayatın diğer alanlarına da vurgu yapan kültürel feministler detaylı olarak ikinci bölümde irdeleniyor.

Üçüncü bölüm ise feminizm ve Marksizm konusunu ele alıyor ve benim en çok üzerine düşündüğüm bölüm olma özelliğini taşıyor. Komünist Manifesto'da ailenin ve kadının ele alınışına değinen yazar, Marx'ın ailedeki doğal işbölümü konusundaki fikirlerini de okura sunuyor ve kendi fikirleriyle yeniden ele alıp, değerlendiriyor. Üretim tarzlarının toplumsal cinsiyet ve bu cinsiyetlerle bütünleşmesi dayatılan roller konusuna yaptığı etki, farklı düşünür ve kuramcıların görüşlerinin de bölümü desteklemesi ile sorgulanıyor.

Freudculuk ve feminizmin ele alındığı bölüm ise, dördüncü bölüm. (Burada fikrimi belirtmek istediğim bir nokta var ki bazen mitlerin yaratımı, oluşumu, toplumsal cinsiyet ya da mesela toplumsal herhangi bir olgunun çözümlenmesi Freud'un yer yer aşırıya kaçtığını düşünüyorum. Elbette bunu yalnızca ve yalnıza sıradan bir okur olarak yapıyorum zira okuduklarım haricinde psikanaliz gibi bir konu hakkında detaylı bir bilgi sahibi değilim, uzman da değilim.) Donovan, Freud'un erillik ve dişilik kavramlarını sadizm ve mazoşizm ile birleştirerek "erkeksi etkenlik, efendilik" ve "kadınsı edilgenlik, kölelik" sonucuna ulaşmasına yer veriyor. (Bu konu hakkında detaylı okumalar yapmanızı tavsiye ederim zira çok uç gibi görünse de savunusu oldukça mantıklı geliyor.) Freud'un ünlü "çocuğun psikoseksüel gelişim" dönemi hakkında yaptığı ve kız çocuğun anne, kız çocuğun baba, erkek çocuğun anne ve erkek çocuğun baba ile olan ilişki evreleri üzerine yaptığı yer yer bana "yok artık" dedirten çıkarımlarının yazarca irdelendiği bölümde, bence kız çocuk konusunda Freud'un dikkatlerden kaçamayacak kadar bariz bir soru işaretini kafasından asla atamadığını düşünüyorum.

Varoluşçuluk ve feminizmin ele alındığı beşinci bölüm, Simone de Beauvoir'in düşüncelerinin sıklıkla okura sunulduğu, Heidegger'den ve -doğal olarak- Sartre'den sıkça alıntılar yapıldığı ve bu isimlerden daha fazlasının görüşlerinin de irdelendiği bir bölüm. Kadının benliği, kısaca varoluşu üzerine olan bu bölümde kadının nasıl "öteki" konuma itildiği ve bu davranışların toplumca nasıl "ötekileşmeye mahkumluğu kabul ettirebildiği" ve "ötekileştirmeye kodlanmış" olduğu acı gerçeği üzerine sorgulamalar yapıyor yazar.

Radikal feministlerin görüşlerine yer verilen altıncı bölümde okur için kimi zaman aşırı gelebilecek öneriler ve teorileri de olsa, artılarıyla, eksiklikleriyle radikal feminist kuramcılar yer alıyor.

20. Yüzyıl Kültürel Feminizm'i adlı son bölümüyle kitabı sonlandıran Josephine Donovan, feminist teorinin ortaya çıkışından günümüze dek önemli olan her bir ismi ve fikri, dayanaklarıyla beraber, çok yönlü bir sorgulamaya tabi tutarak okura sunuyor.

Kesinlikle el altında bulunması gereken ve dönüp dönüp okunası bir kitap. 

Hiç yorum yok: