Jane Austen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Jane Austen etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2013 Salı

Jane Austen "Aşk Ve Gurur"

Jane Austen’ın klasikler arasında yer alan kitabı Aşk Ve Gurur, 1700’lerin İngiltere’sinin sosyal yapısını anlatmakla beraber, odaklandığı nokta itibariyle de zamanımızda hala geçerli olan (kısmen değişmiş de olsa) bir durumu ele alıyor; kadınların iyi bir hayata sahip olabilmeleri için yegane şartın evlilik olması durumu.

Aşk Ve Gurur’da farklı sosyo-ekonomik sınıflara ait olan; orta sınıftan gelen ve kitabın başkahramanı olan Elizabeth Bennet ve soylu sınıftan bir erkek olan Fitzwilliam Darcy’nin hikaye boyunca göze batmadan beliren ve zamanla doruğa ulaşan aşkları anlatılıyor. Ancak bunu anlatış biçimindeki ustalık kadar hikayenin seyrinde okuduğumuz satırlar da ana eksen kadar ilginç; Bayan Bennet’ın beş kızının de varlıklı kimselerle evlenmelerini düşünmekten ve bunu onlara aşılamaktan başka hiçbir derdi olmayan bir kadın olmasının, dönemin İngiltere’sinde mirastan pay alamayan kadının hayatına devam edebilmesi için yapmak zorunda olduğu şeyin acı bir kanıtı gibi. Aşk Ve Gurur her ne kadar aşk romanı gibi görünse de (ki orijinal adı Gurur Ve Önyargı zaten) aslında aşktan ziyade ihtiyaç durumunda ortaya çıkan evlilikler üzerine gidiyor konu “aşk”(!) olduğunda ve toplumun yapısına ve aile – akraba ilişkilerine dair derin bir inceleme sunuyor.

Bir kadının, annenin her şeyden önce kızlarının mutluluğunu paraya bağlaması ve evlenebilecekleri bir koca bulmaları adına sürekli balodan baloya göndermesi belki bize çok garip gelebilir, ancak dediğim gibi maddi hiçbir dayanağın beklemediği kadınların bir ev sahibi olmaları da ancak ve ancak dönemin şartlarında bunu gerektirmekte(ymiş).

Kitabın orijinal adındaki gibi gurur ve önyargının başta yapıştırıldığı ve kibirli olmakla üzerine sürekli gidilen Darcy’nin zamanla terse dönen durum içinde kalışı ve Elizabeth’in önyargılarının kurbanı olduğu bir sürecin içine düşüşü hikayenin kırılma noktasıydı. Darcy’nin kendisine olan aşkını aslında önyargıları ile cevapsız bırakan Elizabeth olurken, önyargı kurbanı rolündeki Elizabeth ise Darcy’nin hikayede süregelen önyargılı ve kibirli duruşuna geçen kimse oluyor. Tabi ardından hikayeye artık başka bir gözle bakabilirsiniz zira açıklığa kavuşan duygularla beraber seyir de değişiyor.

Okuması kesinlikle zevkli bir kitap. Jane Austen’ın karakterlerinin güçlü, zeki ve espirili genç kadınlar olması ise benim gözümde yazarı her zaman zevkle okunan bir yazar olarak görmemde etkili bir sebep.

Aşk Ve Gurur, Jane Austen. Antik Batı Klasikleri Yayınları, 400 sayfa.

22 Aralık 2012 Cumartesi

Jane Austen "Northanger Manastırı"

.Bu kitabın 1797’de yazılmaya başlanmış ve 1803’de tamamlanmış olmasına inanamıyorum. Bunun sebebi yazılması süresince geçen zaman değil, okurken aslında nasıl da şu anki gündelik hayatta o zamandan beri insan ilişkileri adına (üstelik başka bir ülkede) bu kadar az değişimin yaşanması. Evet, artık balo salonlarında kızlar dansa kalkmak için beklemiyor ve kendilerini dansa kaldıran centilmenler(!)e karşı duygusal bir yakınlığa girmiyorlar. Her şey daha basit ancak daha karmaşık anlamlara çıkabilecekken, artık her şey daha basit ve daha kolay bir halde zira. (Bu bir yadırgama cümlesi değildir, onu özellikle belirtmek istiyorum. Kendimce bir tespitten ötesinde bir paylaşım değildir.) Ama, belki klişe bir laf olacaktır, hala kırmak ve kırılmak, yalan ve kendini beğenmişlik değişmeden, olduğu gibi hissettiren şeyler. İşte bu paralelliklerin berraklığı da kitabın zamanının ötesinde olmasının bir göstergesi.

Jane Austen’in Northanger Manastırı, genç bir kız olan Catharine Morland’ın ailesinden uzakta, bir tanıdıklarıyla beraber bir süreliğine başka bir yerde yaşamasıyla ve genç kızın insan ilişkilerinin içinde ilk kez bu kadar sosyal biçimde yer almasıyla başlayan süreci ve sonunda olan biteni anlatıyor.

Catharine, başkahramanımız bence oldukça eğlenceli bir kız; dürüst, kafasından olmadık hayaller geçebilen ve bunları da genelde (işte burada bana benzeyen yönü ortaya çıkıyor) okuduğu macera / korku romanlarında geçen olaylarla paralel tutarak geliştirmekte olan bir kız. Bu yönü bana çok sevimli geldi. Özellikle kendi kurduğu şeylere kendisinin o kadar kaptırması, geniş bir hayal dünyasının olması… Belki bunu ben bu şekilde algılamışımdır yalnız. Derler ya, herkesin yorumu farklı olur bir kitap hakkında, herkesin anladığı, belki de anlamayı tercih ettiği farklıdır aslında.

Kitap iki kısımdan oluşuyor, ilk kısımda bolca dans, kasabanın sosyalleşme alanı olan kamusal alanlarda atılan uzun turlar belki okurken sürekli tekrar gibi görünse de kitabın ilerleyişi açısından bence her bir satır bir sonrakini anlamak açısından gerekli anlatımlar.

Jane Austen’i seviyorsanız ve 1800’lerin eserlerine bir ilginiz varsa atlamamanız gereken bir kitap.

Northanger Manastırı, Jane Austen. Türkiye İş Bankası Yayınları, 408 sayp>