Thomas Enger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Thomas Enger etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

1 Nisan 2025 Salı

Thomas Enger & Jorn Lier Horst "Death Deserved"

Kareler ve Sayfalar Soğuk Diyar Polisiyesi (özel) Turu devam ediyor; Norveç'in iki ünlü polisiye yazarının ortak işi olan bir serinin ilk kitabıyla: Thomas Enger ve Jorn Lier Horst'tan Alexander Blix & Emma Ramm serisinin ilk kitabı, 2018 tarihinde yayınlanan Death Deserved.

Thomas Enger'in blog'da daha önce Burned adlı kitabına yer vermiştim, belki başkaları da vardır şu an hatırlayamıyorum ama merak ediyorsanız gönderinin altındaki etiket kısmından yazarın adına basın, hepsi karşınıza çıksın. Aynı şekilde Jorn Lier Horst'tan da, hatta en sonuncusu geçen yıl olmak üzere birkaç kitap hakkındaki yorumlarıma ulalaşabilirsiniz. Enger'in tarzını nedense Horst'a kıyasla daha çok seviyorum, Wisting serisinde de ısınamadığım bir kurgu var başından beri. Horst'un Wisting serisinin tv uyarlaması da mevcut, seri de hayli uzun, kaç kitap var ben de bilmiyorum çünkü bakmadım hepsine.

Fakat ikilinin ortak işi, çok güzel olmuş.

İskandinav polisiyenin klişelerini göze batırmadan kullanmışlar. Bir polis dedektifi olan, rütbesi yükselmeyen, orta yaşını geçmiş, karısından ve kızından ayrı, yalnız yaşayan Blix. Henning Mankell'in Wallander'ını anımsatan bir karakter. Bence açıkça ilham da vermiş; özellikle serinin ikinci kitabında, tıpkı Wallander'ın kızı Linda gibi Blix'in kızı da polis olmayı düşündüğünü söylüyor. Bir detay daha, her iki karakterin de kendilerini terk eden eşlerinin hayatlarındaki yeni erkekler, benzer statü grubundan erkekler. Çok aleni bir esinlenme mi yoksa İsveç polisiyesinin kralına, hatta İskandinav polisiyesinin gelmiş geçmiş en iyi yazarına bir selam mı bu Blix karakteri, bilemedim.

Diğer karakter ise Emma. Magazin ağırlıklı yazmasına rağmen ilk romanda gördüğümüz üzere, kariyerine suça ağırlık veren bir noktaya doğru kaydıran genç gazeteci Emma.

İkilinin karşılıklı paslaşarak cinayetlerde ayrı yollardan aynı sorulara cevap aradığı, farklı amaçlarla soruşturmalara dahil oldukları bir seri. İki karakter arasında uyum güzel bence, çok yenilikçi bir şey yok ama okuması keyifli, okurken merakta bırakan, katili tahmin etmeye de izin veren ama sonunda şaşırtmayı da başarabilen bir romandı Death Deserved de.

Konusuna gelince: Ünlüleri, hatta eski ünlüleri öldüren bir seri katil var; üstelik cinayetlerde yavaş yavaş belirlemeye başlayan bir düzen de var. Ancak bu düzeni çözmeden katili durdurmak mümkün değil. Sıradaki kurbanın peşinden hem ünlülerden haberdar olan bir gazetecinin hem de bir polis dedektifinin olması bu nedenle uyumlu ve mantıklı olmuş.

Katil tahmin ettiğim kişi çıkmadı, güzel tuzak kurmuş yazarlar.

Serinin ikinci kitabı Smoke Screen yazısı da gelecek, ama şimdiye kadar ilk kitabı daha çok beğendiğimi söyleyebilirim. İki yazarla da hiç tanışmadıysanız, bence bu seri iyi bir giriş olacaktır. Bir günde bitirilecek cinsten bir soğuk diyar polisiyesi.

2 Nisan 2020 Perşembe

Thomas Enger "Burned"

Kareler ve Sayfalar soğuk diyar polisiyesi özel turu ara vermiş gibi dursa da ara vermemişti, ancak yazacak zaman bazen de okuyacak zaman olmamıştı. Şimdi devam edelim.

Norveçli yazar Thomas Enger'in okuduğum ikinci kitabı oldu Burned. Bu kitap Henning Juul serisinin ilk kitabı, seride de toplam 5 kitap var. Daha önce Engerek adlı kitabını okumuştum, blog'da yazısı var, bakmak isterseniz bakarsınız.

Henning Juul bir gazeteci, dedektif değil. Burned, Henning Juul'un yaşadığı felaketten sonra işe dönmesiyle başlıyor. İki yıl önce evinde çıkan bir yangında oğlunu kaybeden, tüm bunları eşiyle ayrılma sürecinde yaşayan Juul ilk sayfalarda karşımızda yıkılmamaya çalışan ancak çoktan enkaza dönmüş bir karakter olarak çıkıyor. Bunu romanın giriş kısmı için söyleyebilirim; sonrasında karakterin hayatına ve içinde bulunduğu zor duruma dair uzun uzun anlatımlar yok. Ancak karakteri tanımanıza, ailesini anlamanıza yetecek kadar satır da mevcut. Bir giriş romanında karaktere fazla da uzak kalınmamış ama karaktere çok da yaklaşılmıyor.  Serinin bundan sonrasında da belki böyle devam ediyordur diye düşündüm, çünkü yazar iç dünya turları da düzenlemiyor, bir karaktere dair derin bir şeyleri anlama imkanı verecek kısa şeylere de yer vermiyor. Asıl sürüklenmekte olduğumuz nokta kesinlikle cinayet ve cinayetin peşinden gitmek.  

Genç bir öğrenci, recm edilmiş ve elleri kesilmiş halde bulunur. Norveçli bir öğrenci ve bunlar ne alaka sorusu akıllara ilk kez geldiğinde de genç öğrencinin sevgilisinin Pakistanlı olması tam bir oryantalist gibi romanın akışına dahil olur. Kuzey Avrupa ülkelerinde göçmenlere bakışın iki ayrı uçta, asla ortasını bulamayan bir biçimde yansıtılmış olduğu sizin de dikkatinizi çekiyor mu bilmem. Katili bulmak için bir yandan polis bir yandan ise Juul uğraşmaktadır. Çünkü bu dikkat çekici bir cinayettir ve kendisini işle meşgul ederek yaşadığı felaketi unutmaya çalışan Juul için bir fırsattır.  

Katili bulmanız imkansız değil, çok şaşırtıcı bir kurguya sahip değil. Sonlara doğru biraz kafa karıştırabilir ama kendi adıma çok da karanlıkta kalmadığım bir roman oldu.

Yazar önyargılara değindiği kadar bir önyargıyı da beslemiş. Bunu belirtmeden geçemem. Okuduğunuz zaman fark edersiniz zaten. 

Seriden başka bir kitabı yine okurum herhalde, ama yine bilmediğim bir yazarla seriyle tanışmak için başka bir yazarı okurum diye düşünüyorum ilk tercih olarak. 

Fikir ve sanat eserleri kanunu madde 34, ek fıkra 3 uyarınca eser sahibinin izni olmadan kullanılması yasaktır. 
Lütfen yazılarımın tamamını ya da bir bölümünü kullanmayınız.