Canongate etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Canongate etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2019 Perşembe

Scarlett Thomas "Going Out"

Scarlett Thomas'tan Ocak 2020'de yeni kitap geleceğine göre, bu kitabı okuyabilirim dedim. Yoksa saklayacaktım. 

Going Out, Canongate tarafından ilk kez 2002'de yayınlanmış. Scarlett Thomas'a "alışmak", "tanımak" okudukça mümkünse, Going Out da benim için tanıdık bir kitaptı diyebilirim. Gerçi yazarın kitapları belirli bir sıra ile okumadım. Ama Thomas'ta değişmeyen bir şey var, bazı şeyler değişse de onlar sabit kalıyor. Bunu en çok The Seed Collectors'ta görmüştüm. O kitap yakın dönemde yazdıklarından biri mesela, neyin değişip neyin değişmediğini görmek için merak ediyorsanız mesela Going Out ya da özellikle PopCo'yu okuyun, peşine de onu.

Yine gereksiz bir paragraf ile blog'un olmayan okurları dehşet içinde blog'dan kaçırdım galiba.

Going Out ne anlatıyor ve bu giriş paragrafı ile ne alakası var, kısaca yazayım. Yazı da kısa olsun, başka birkaç kitaptan daha bahsetmek istiyorum çünkü. Evet aynen onlar da kısa kısa olacak. Kısa olmayacak halleri için sizi kitaplara davet etme yeri burası.

Going Out bir arkadaş çevresinin kısıtlı çevresi, kapana kısılmış çevresi, küçücük yaşam alanlarının hikayesi ile başlıyor. Bu alan kısıtlı, çoğu zaman sınırları karakterlerin yüzüne vuruyor çünkü ilk tanıştığımız karakterlerden biri olan Luke 25 yaşında ve güneş alerjisi var, her şeye alerjisi var, evden dışarı çıkmıyor. Annesi ile beraber yaşadığı evde televizyondan izlediği bir dünya, televizyondan gördüğü sosyal ilişkiler var. Dünyayı sadece televizyon ile tanıdığınızı düşünün; işte Luke'un steril ve yalıtılmış hayatı da öyle, gerçek dünyanın odasına giren haline televizyondan öğrendiği tepkileri veriyor bazen. Ama bunun ne kadar yapay olduğunun, gerçek dünyanın ne kadar uzağında kalmış olduğunun da farkında; sürekli temasta olduğu arkadaş grubunun, kendisinin de dahil olduğu ilişkiler ağı bunu her an yüzüne çarpıyor. Gittikçe çekilmez bir hal alan bir durum. Ve bir çare arıyor; çare kısmından da bahsedeceğim. Bu, Thomas'ın kendi dünyasında sıkışmış karakterlerine aşina olan okurları için tanıdık gelecektir, Luke yani. Bir diğer karakter olan Julie de benzer durumda, birçok fobisi yüzünden, yakın arkadaşı Luke'un durumunun da etkisiyle küçücük bir sokak ve çevre dışında bir hayatı olmamış genç bir insan. Dış dünyanın korkutuculuğu fobisini düşünün; biraz da abartın. İşte Julie de o karakter. Diğerlerinin süprizleri okuyacak olursanız size kalsın; birkaç arkadaş daha, her biri yine Thomas'ın ilgi alanlarının yansımalarını da içeren karakterler olmuşlar. Bunu Thomas çok sık yapıyor, blog'da birkaç kere daha bahsetmiştim yazarın kitapları hakkında yazarken. Mesela uzakdoğuya olan ilgisi ya da tenise olan ilgisi ya da matematiğe olan ilgisi vb. bir yerlerden karşınıza çıkacaktır. Burada da çıkıyor. İşte bu sıkışmışlık içinde, karakterler her riski göze alıp küçücük mekanın içinde dönüp duran ilişkiler ağını yine büyük bir mekansal değişiklik ile kurguda bir kırılma da yaratıp, Luke için çareye doğru yola çıkıyorlar. Thomas'ta mekanın değişimi ile gelen diğer bölüm de böyle başlıyor Going Out'da. Başta demiştim ya, benim için tanıdık bir kitaptı. 

Terk edilmiş, yalnız kalmış, hayalkırıklığına uğramış insanlar, buna rağmen asla köhne, umutsuzluk saçan bir tablo çizmeyen bir hikaye, illa ki bir yerlerde umut olduğunu düşündürten bir akış, yine de tekinsiz havasını sonuna dek koruyan, kimin başına ne geleceğini de merak ettiren bir roman. 

Tanıdık demem, sürekli aynı şeyleri yazıyor anlamına gelmesin. Scarlett Thomas en sevdiğim yazarlardan biri. Going Out da sonunda kendi etrafında dönüp durmaktan midesi bulanan bi dünyayı durdurup ileri doğru itmeye başlatan bir sona sahip bence. Beğendim. 

Yazı kısa olsun demiştim. Daha da anlatmıyorum. 

13 Nisan 2017 Perşembe

Scarlett Thomas "The Seed Collectors"

Scarlett Thomas, yaşayan en sevdiğim yazarlardan biri ve neden çok sevdiğime dair sebepler sıralamaya başlarsam yazıyı ve kendimi toparlamam uzun süreceği için bu konuya girmiyorum. Onun yerine kitaptan bahsetmeye geçeyim doğrudan. 

Karşımızda Gardener ailesi var. 

Aileden bir kişinin, Oleander'ın ölümünün ardından ailenin geri kalanını yakından tanımak ve ailenin geçmişindeki bir gizemli "kayıp kişiler" dramının da üzerindeki perdeyi aralamak üzerine bir hikayeyi başlatıyor The Seed Collectors. 

Tabi kayıp olan geçmişte kaybolmuş olan kişiler değil. Şu an yaşamakta olan ve hikayenin geçtiği anda hayatlarında tek bir şeyin bile yolunda gitmediğine tanık olacağımız karakterleri de kayıp olarak sayabiliriz.

Scarlett Thomas'ın romanlarında karşımıza çıkmasına şaşırmadığım bazı noktalar yine The Seed Collectors kapsamında: akademi, bitkiler, Scarlett Thomas'ın kişisel ilgi alanalarından biri - bu romanda tenis-, tüketim kültürü ve mağdurları, postmodernizm eleştirisi olarak görebileceğiniz birçok detay ya da postmodernizm kurbanı olarak görebileceğiniz birçok karakter...  Elbette bunlar Thomas'ın temel dertleri olarak karşımıza çıkmıyor; bir ailenin yer yer dramatik bir hal alan hikayesi üzerindeki örtüler atılmaya başladıkça karşımıza çıkmaya başlıyor. Karakterlerin iç dünyasıyla beraber bunlar görünür hale geliyor. Alkol sorunuyla kendisini besleyen tüketim çılgınlığı ya da beden algı bozukluğu, narsisizm, hırs gibi günümüzün farklı kelimeler kullanarak kutsallaştırdığı (ancak üstü kapalı kutsallaştırdığı) ve sonra tapınılır hale geldiğinde bunu sorun olarak gördüğü için tedavi etmeye çalıştığı şeyler.

En son Bright Young Things romanını okumuştum ve yazıldığı sıralama doğal olarak benim okuma sıralamamla bir değil. Thomas'ın kitaplarında ortak birkaç tema var. Bu, yani The Seed Collectors bana şu ana dek yazarın okuduğum tüm kitapları içinde ayrışan birkaç yönü olan ve genelde diğer romanları üzerine yaptığım genellemelerin dışına birkaç noktayla çıkarabileceğim bir roman olmuş diyebilirim. (Böyle rahat rahat konuşuyorum zira yazarın okumadığım iki eseri var sadece).

Genelde romandaki ana karakter yazarın kişiliğinden çok şeyi üzerinde taşırdı diğer romanlarda. Ancak bu sefer Gardener ailesindeki bireyler daha doğrusu roman içindeki hemen her karakter eşit ağırlıkta kurguda yer alıyor. Ve her birinin içinde aslında bir nebze Thomas görünüyor diyecek olsak bile, karakterleri "Thomas'ın alter ego'ları" gibi görmüyoruz mesela. Bu benim dikkatimi çok çekti. Kesinlikle çok farklı kurgulanmış. Ek olarak, karakterlerin yaşı da, yaşı da değişen Thomas ve belki çevresinin de yaşı değişen Thomas'dan etkilenmiştir bilemiyorum. Dediğim gibi yazarın bir önce okuduğum romanı ve bu romanla arasında yazıldığı zaman farkı - şansıma bence - böyle bir kıyas imkanı verdi.

Mekanın kullanımı ve olay örgüsü de bence bir kırılma yaşamış. Maddi dünyadan sık sık kopuşları içeren çoğu anı barındıran kurgular ya da mekanın bu kopuşlar dahilinde ya da yine maddi dünya içerisinde ancak ana karakterler üzerinden mekanın tamamen farklılaştığı kurgularına aşina olduğum Thomas bu sefer karakterlerinin sadece birkaçını kurgu içerisinde kısa bir yolculuğa çıkarıp  geri getirmekle işi sınırlamış. Elbette hikayedeki gizemli durumunun mekansal bir bağı var ancak demek istediğim hikayenin geçtiği zaman içerisindeki karakterler kesinlikle mekansal bir değişim, mekan üzerinden bir kopma - kırılma yaşamıyor. 

Maddi dünya ile araya giren mesafe ise The Seed Collectors'da Namaste House üzerinden karşımıza çıkıyor olabilir ancak bunun örneğin bir The End of Mr. Why'daki gibi bir hali yok. Gerçi seed pod konusu hikayeye dahil olduğunda bunu okur kendisi tekrar görecektir ancak kesinlikle Thomas'ın kurguları ve anlattıkları değişmiş. Bunu olumlu ya da olumsuz bir şey olarak demiyorum çünkü kendi açımdan yine severek okuduğum bir Thomas romanıydı. 

21 Kasım 2016 Pazartesi

Scarlett Thomas "Bright Young Things"

Scarlett Thomas yeni bir kitap yazmadan eski kitaplarından okumamak gibi bir karar almıştım, böylece sürekli yeni ve okunmamış bi Thomas kitabı stokta bulunabilir halde olacaktı. İyi ki de öyle yapmışım. 

Romanın konusundan kısaca bahsedip geçmeyi düşünüyorum çünkü aslında anlatılacak olan olaydan, hatta kurgudaki gayet sıra dışı sayılabilecek olaylardan daha başka bir şey olmalı bu yazıda. Pek beceremeyebilirim tabi.

Bright Young Things, Scarlatt Thomas'ın ilk baskısı 2001 yılında yapılan bir romanı. Hikaye, öncelikle kitaptaki her bir karakterin kısaca anlatıldığı ayrı bölümler ile başlıyor. Bu kısaca anlatılma hali ise aslında karakterlerin kim olduğunu net biçimde ortaya koyacak birçok detayı içeriyor. Üç kadın ve üç erkek karakterin yolları ise, Bright Young Things "aranıyor" ilanına başvurdukları an kesişiyor. Gizemli bir ilanın peşinden iş görüşmesine giden karakterler, en son bekleme salonunda beklerken, bir sonraki anda kendilerini ıssız bir adada buluyor. Nasıl getirildikleri, kim tarafından ve ne amaçla getirildikleri soruları kafalarını kurcalar, hatta bu sorular onları delirtirken, bir yandan da kendilerini ve birbirlerini tanımaya başlayıp, adanın ıssızlığında sunulan kaçış içinde kendilerine güvenli bir alan yaratmaya çalışıyorlar.

Bu noktada, yazarın postmodern toplumların analizini öyle güzel örneklerle sunuyor ki, karaktelerin kendi aralarındaki bir konuşmada ya da bir oyunun gidişatında kültür emperyalizminden tutun da X kuşağının itiraflarına, tüketim toplumunun doyumsuz ve mutsuz bireylerine kadar birçok örneği görmek mümkün oluyor. 20'li yaşlarının başında olan karakterler üzerinden bir yanda dehayı gösterirken bir yanda içlerinde yaşadıkları toplumun kendileriyle birleşen ya da çelişen yönlerine karşı geliştirdikleri tavırları (hatta küresel dünyada bunu dünyaya karşı geliştirdikleri tavırlara dönüşüyor bunlar) yansıtıyor. 

Scarlett Thomas'ın romanlarında genelde hissettiğim mekanın değişmesi ya da zihnin karakterin ya da karakterlerin "başka bir yere gitmesi" ile başlayan değişim/dönüşüm/aydınlanma/keşfediş anları bu romanda yine karşıma çıktı. Mekanın olağan ve olağan-dışının, aslında kendi kurgusunun başladığı yere doğru çekmesi de Thomas'ın sürekli kullandığı bir yöntem sanırım. Ki ben çok beğeniyorum. Mekanı böyle kullanıyor olması, zaten elindeki olayın ilginçliği ve derlediği malzemelerin çeşitliliği ile kurguyu daha ilgi çekici bir hale sokuyor bence. Bright Young Things'te de önce ve sonra ayırımını adadan önce ve sonra olarak ele almak mümkün oluyor bu durumda.

Romanda yazar yine kendisine has ve aslında kendisinin "ne kadar sevdiği" şeyleri kendi kurgusu içinde sunuyor. Bunların başında da, bence Scarlett Thomas'ın alter egolarından meydana gelmiş olan kadın ve erkek karakterler. Her birine yüklediği özellikler, daha önce yazarın başka romanlarını okumuş olanlar için bir yandan beklenilir bir şey gibi görünse de, öte yandan bu hiçbir zaman yazarın düştüğü bir girdap ya da kolaya kaçış için bir yol olarak görünmüyor. Karakterlerin konuşmalarından, ilgi alanlarından, yazarın onları betimlemesinden vs. ortaya çıkan şey Scarlett Thomas'ın aslında sürekli olarak bir parça kendisinden bahsetmesi ve o karakterlerin hammaddesinin kendisi olduğunu göstermesi oluyor. Burada yazarın kendisinden başka bir kaynaktan karakter oluşturmadığını sonucu da çıkmamalı zira kendisine dahil olmayan bir özelliği, bir ilgi alanını da alıp karakterin tanımlayıcı, öne çıkarıcı noktası olarak da gösterebiliyor. Yani geniş bir gözün gördükleri, ilgileri, amaçları, duyguları gibi detayları yazar kendisinde eriterek yeniden karakterlerini yaratıyor, gibi diyebilirim.

2016'da okuduğum son Scarlett Thomas kitabı olacak bu. Kalan iki kitabını acil durumlarda okumak üzere 2017'ye saklıyorum.