Distopya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Distopya etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ağustos 2016 Çarşamba

Distopyalar

Belki 150 tane böyle liste vardır ama bu benim 151.yi yapmama engel olmuyor, öncelikle bunun için kusura bakmayın.

Zora düşünce, ütopikleştirmek için bilimsel zemininden koparılma girişimlerine rağmen hala ayakta durabilen ve ütopik halinin karşısına bilimsel haliyle doğrudan çıkabilen düşüncelerin sağlamlığını görmenin acı şokundan olsa gerek, akıllara hemen distopyalar geliyor. Böylesine gerçeklikten kopuk, toplumun gerçekliğini sadece doğrudan kendi gündelik hayatına etki edecek bir sonuç olduğunda idrak edebilenler için bu tip zor dönemlerde "distopyalar listesi" ve sloganlaşmış distopyalardan alıntılar vs. pek ilgi çekici sanırım. Yakın dönemle araya mesafe çekildikten, geçmiş - gelecek arasında kalan şimdiki zamanının güncel sorunlarını gözardı ettikçe elbette her gündemde "ay 1984" denilir. Şaşırmam =)

Neyse. İşte bu tip zamanlarda işlevsiz ütopik kurgular yerine distopyalar anılıyor. Sığınılan ya da örnek gösterilen durumlar yine distopyalardan oluyor. Ütopyalardan değil. Zira mevcut gerçekliğin analizini görmeden etkileyici bir distopya kurgusu oluşturulamayacağı düşüncesindeyim. Bu yüzden, ütopyanın yerine distopya daha makul ve beklenebilir, hatta öngörüsü yüksek ama sözde bir "imkansız kurgu" olarak sunulabilir.

Neyse başlık odun gibi "distopyalar"dan ibaret ama girişte de yazdığım gibi ben de liste yapacaktım =)

Buyurun listenin kendisi (post apokaliptik & distopya oldu biraz); çoğunun yazısı da blog'da var. 

  1. Hugh Howey "Silo"
  2. Paolo Bacigalupi "Kurma Kız"
  3. Yevgeny Zamyatin "Biz"
  4. Ray Bradbury "Fahrenheit 451"
  5. Jack London "Demir Ökçe"
  6. H. G. Wells "Efendi Uyanıyor"
  7. Hillary Jordan "Uyandığında"
  8. Philip K. Dick "Androidler Elektrikli Koyun Düşler Mi?"
  9. Aldous Huxley "Brave New World"
  10. George Orwell "1984"

16 Mart 2015 Pazartesi

Hillary Jordan "Uyandığında"

Yine uzun zamandır okumak istediğim, aldıktan sonra ise bir türlü okumaya fırsat bulamadığım (bu klişe ifade hakkında açıklama: Okumaya zaman bulamadım değil, bu kitabı okumaya fırsat bulamadım. Açıklama yapmazsam kimsenin merak etmediği okuma alışkanlığım hakkında gereksiz detaylar veremezdim gibi, neyse) Uyandığında'yı dün, yani bir Pazar günü içinde bitirdim. Başından kalkmayıp sürekli okusam daha çabuk biterdi ama araya giren gündelik işlerle kitabı bitirmem akşamı buldu.

Distopyaları çok sevdiğimden kitap zaten varlığını öğrendiğimden beri dikkatimi çekiyordu. ABD'nin bir din devletine dönüştüğü ve her şeyin din temelinde yaşandığı/yaşatıldığı bir gelecekte geçiyor Uyandığında. Hillary Jordan'ın distopyasında suçlular, işledikleri suçun ağırlığına göre rengi ve süresi belirlenen, deri altına enjekte edilen bir yöntemle cezalandırılıyor. Ekonomik zorluklarla mücadele eden ABD'nin bu cezalandırma yöntemiyle aynı zamanda suçluların hapishane masraflarının yükünden de kurtulmayı amaçladığı okura sunulan romanda, toplum içinde "suçlu damgası yemek" ağır biçimde ele alınıyor; suçlular, Renkliler'e dönüşüyor ve ceza süresi boyunca mahkum edildikleri deri rengi ile her gün yeniden ve her yadırgayan bakışla beraber yeniden suçları toplum içinde yüzlerine vuruluyor.

Din devletine dönüşen Amerika'da aynı zamanda kürtaj da yasaktır; zira kadınların doğurganlığını ellerinden alan bir salgınla mücadele içinde geçen uzun yıllardan sonra çıkan kanunlarla kürtaj en ağır cezalardan birini gerektiren bir suça dönüşmüştür. Kasten adam öldürmekle aynı cezayı gerektirmektedir; bir "kırmızı"ya dönüştürülmek.

Baş karakter Hannah Payne'la kitabın ilk başlarında, renklendirilme işleminin ardındaki ilk gününde karşılaşıyoruz. Hannah, kürtaj yaptırdığı için artık bir "kırmızı"dır. Kürtajı yapanın ya da çocuğun babasının adını vermediği için cezası üzerinden herhangi bir indirim alamamıştır.
Dindar bir ailenin, kendi çevresinden başka bir dünya tanımayan genç kızı Hannah'nın kürtaj, kaybettiği çocuğu ve yaşadığı ilişkinin kendisi üzerine sorgulamalara giriştiği dönüştürüme işlemi sonrası otuz günlük esaret ardından renkliler için tehlikelerle dolu dünyaya dönüşü ise ayrı bir sorun olacaktır.

Din egemen bir toplumun rehabilitasyon merkezi olarak sunulan, ancak şansı biraz yaver giden renklilerin belirli bir süre için girebileceği, bir manastır gibi tasvir edilen bir yere sığınmasıyla beraber Hannah, bir kırmızı olarak yaşamaya resmen başlayacaktır.

Kürtaj üzerine, insan hakları üzerine, din üzerine, ahlak ve vicdan üzerine verdiği mesajları, işlediği konuları, sürükleyici bir hikaye içinde okura sunan yazar Hillary Jordan'ın ikinci romanı olan Uyandığında, günümüzü düşündürtmeden hiçbir okuru son sayfaya kadar götürmeyecektir.

Kitap hakkında çok şey yazılır, ancak çok beğendiğim bu kitap hakkında yazdığım şeylere kendi yorumumu belki gereğinden de fazla katacağımı biliyorum. İpucu da vereceğimi biliyorum. Bunun yerine, size Uyandığında'yı okumanızı tavsiye ederek yazımı bitiriyorum.