Kitaplıktan Kareler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitaplıktan Kareler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Temmuz 2015 Cumartesi

Kitaplıktan Kareler


Kitaplıktan bir kare değil tam olarak ama "kitaplıktakilerden bir kare" sonuçta, başlığa takılmayın derim.

Yaz aylarında "yazlık bölgelerde" olanların hayatı nasıl geçiyor bilmiyorum ama benimki bu sıralar böyle.

Bu da geçen haftalardan bir kare, her gün benzer bir kareye bakarak yaşıyorum diyebilirim.

Bir de bolca kediye.

10 Nisan 2015 Cuma

Ne Okuyorum?


Koşturmacadan yazı ekleyemedim, hatta elimdeki kitapları bile bitiremedim. Son bir haftanın yarısını yollarda geçirdim ama olsun, önümüzdeki birkaç gün içinde yeni yazılar blog'da olacak.


Koray Sarıdoğan'ın Kadran Kadraj'ını bir haftadır okuyorum, üç gün boyunca okuyamadım ancak bugün ya da yarın biter, geriye 100 sayfa kadar kaldı. Şimdiden tavsiye edebilirim, okuyun da derim. Fotoğrafta bacağı ve kitaptaki ısırık iziyle yer alan kedim için pek bir şey diyemiyorum, zira ben bu satırları yazarken sabah çılgınlığıyla odayı talan ediyor. Slayer da Slayer zaten, ekleme yapmaya gerek yok.


Diğer yandan kadın çalışmaları konusunda iki kitap da Kadran Kadraj'dan arta kalan zamanlarda okuduklarım arasında, her ikisinin de yazıları sanırım bir hafta içinde blog'da olur. 

Haricinde, önümüzdeki "10 günü az ders çok kitap" şeklinde düşündüğüm için bir kaç kitap daha var okumak istediğim, dünyanın son günü ve acilen tüm kitapları okumam lazım çünkü.  

19 Mart 2015 Perşembe

Kitaplıktan Kareler: Masadan Bir Kare


Bir perşembe günü böyle geçiyor. İlgi çekici bir yanı yok ama kitap blog'um olduğu için ve günün büyük bir kısmı kitaplarla geçtiği için bu fotoğrafı paylaşıyorum.

Karman çorman bir seçim gibi dursa da birinden biri atlayarak okuyorum. Kitap okumaya kitap okuyarak mola veriyorum, öyle anlatayım.

Bence okumanız gereken, okumak istediğiniz birden fazla kitap ve kısıtlı zaman varsa bence birini bitirip diğerine geçmekten daha az yorucu oluyor böyle okumak. Eskiden aynı anda olabildiğince az kitap okumaya çalışırdım ama sonunda bu son yöntemi kendi adıma daha işe yarar buldum.

Fotoğraftaki kitapların yazıları da yakın zamanda blog'da olacak; merak eden varsa eklemek istedim.

Ozzy'nin fotoğrafta görünen albümü de uzun zamandır gözümün önünde değildi, ortalığı düzeltirken fark ettim. Çok sevdiğim bir isim değil, özellikle son yıllarında kesinlikle açıp dinlemeyeceğim bir karaktere dönüştü gözümde. Fakat, albümün çok sevgili ötesi sevgili birinden hediye olması ve aslında "eski zamanları iyiydi" klasiği yüzünden dinliyorum. (Hala 1gb'lık bir mp3 çalar kullanan sayılı insandan biri olarak itiraf edeyim; mp3 çalarımda Ozzy'nin eski çalışmaları mevcuttur........)

Evet, Ozzy kötüleme ve kitaplar konulu gönderimizin sonuna geldik.

İyi okumalar, iyi dinlemeler.

Aşırı alakasız not: Mercyful Fate dinleyin.

10 Mart 2015 Salı

Kitaplıktan Kareler: Yeniler


Son bir haftada kitaplığa eklenenler... Kitaplıktan okunmayı bekleyenler yığınına katıldılar; ama o yığın öylece durmuyor elbette, okuyorum da - doğal olarak. Yoksa neden alayım zaten? Evet, neyse.

Yazıları zamanla blog'da olacak. İçlerinden birinin, Levent Mete'nin "Şizofreni" kitabı hakkındaki yazımı da geçen hafta paylaşmıştım, blog'da bulabilirsiniz =)

7 Mart 2015 Cumartesi

Yeniler: Sahaftan Çıkış


İzmir'e geldiğimden beri ders çalışmak, ders çalışmak, ders çalışmak ve bir şeylere yetişmeye çalışmak haricinde pek bir zamanım olmadığı için sıklıkla yakınlarından geçtiğim "sahafa" uğrayamamıştım.

En son 10 yıl önce gittiğim bir sahaftı. Yani, İzmir'den ayrılmaya yakın son ziyareti yapmışım. Ne kadar açıklayıcı bir cümle oldu. Dün de, Alsancak'taki bir takım işleri halletmeye gittiğimde uğrayım dedim.

Sahafın adını bilmiyorum ama bulmak çok kolay; Sevinç Pastanesi'nin orada, Kıbrıs Şehitleri Caddesi'ne girin. Sağda, köşede büyük bir ayakkabı mağazası var. Onun yanından hemen ayrılan, sağa sapan sokağa girin, 10 saniye falan sonra karşınıza çıkıyor.

Çok sevdiğim bir sahaftı zamanında. İçi çok düzenli; türlere göre çok da güzel ayırmışlar, ben aradığım şeyleri kolayca buldum. Bir de bir yığın kitapta gözüm kaldı; romanlara pek bakamadım ama sosyal bilimlerde kaynak olarak kullanabileceğim dolu kitaplar raflardan ardımdan gözyaşları döküyordu adeta. Ayrıca fiyatları da uygundu. Hala öyle. İstanbul'da yaşarken sahaflara ilk taşındığım dönem hariç pek gitmemeye başlamıştım çünkü gerçekten pahalı satıyorlardı. Burası, tam tersi. Çantam tıka basa dolu olduğu, o tıka basa çantayla saatlerce koşturmak zorunda olduğum için sadece 3 kitap alabildim.

Aranızda kıyaslama yapmak isteyen ya da merak eden olursa diye fiyatlarını da yazayım:
  • Simone de Beauvoir "Bir Genç Kızın Anıları" - 10 TL
  • Graham Greene "Komedyenler" - 5 TL
  • Vassily Krapivin "Diyalektik Materyalizm Nedir?" - 5 TL

Özellikle de Beauvoir'nın kitaplarını piyasada bulmak çok zor, bir dahaki gidişimde daha fazla zaman harcayıp başka kitapları da varsa bakayım diyorum hatta. İzmir'de ne kadar daha yaşayacağımı bilemediğimden, o sahafın civarından her geçişimde kararlı bir şekilde uğramaya karar verdim. 

27 Şubat 2015 Cuma

Kitaplıktan Kareler


Ne zamandır "kitaplıktan kareler" paylaşmıyordum. Terry Eagleton'ın bu gece bitirmeyi ve yarın sabah yazısını blog'a koymayı planladığım kitabı "Hayatın Anlamı"nı okuyordum ki... Birden gözüne ışık tutulmuş ışık sevmeyen herhangi bir canlı gibi irkildim ve bu fotoğrafı paylaşmaya karar verdim.

Instagram ya da Tumblr hesabından daha önce paylaştığım bir fotoğraf, üzerinden zaman geçti ama yanlış hatırlamıyorsam bu kitaplardan sonra son bir aydır yeni kitap almadım. Dün en son dr.com.tr'deki sepete onay verip, yeni bir yığın kitap alacaktım ama sonra üşendim. Kalkıp çantadan cüzdanı falan çıkarmaya üşendim. Yarın üşengeçliğim geçer belki. (Bu arada kafanızda hareketsiz bir kütle imajı çizmek istemem, yarım saatten fazla falan sabit duramayan biriyim, ama o çantadan o cüzdanı çıkarmak var ya... Of, ne zor. Çünkü çantam darmadağınık bir halde - HAYIR dağınık da değilim. Neden bu yazı zıvanadan çıkıyor şu an onu da bilmiyorum.)

Bence, fotoğraftaki kitaplar ve 23 yaşındayken aldığım oyuncağa bakalım.

Her birinin yazısı yakın zamanlarda blog'da olacak. Oyuncağın yazısı hariç. Oyuncağa yazı yazmak istemiyorum. Oyuncağın adı var ayrıca, o da ayrı bir konu olabilir ama yazmayacağım.

Bence ben artık kitabı okumaya döneyim.

İyi geceler. İyi okumalar. 

22 Kasım 2014 Cumartesi

Bu Hafta Sonu Ne Okuyorum?

Bunların hepsini aynı anda okuyorum. Böyle "aynı anda okuyorum" diyince kendimi ahtapot gibi hissettim. Aynı anda altı göz de ekleyin, oldu. O benim. Ama öyle değil; birini okumaya başlıyorum ama baktım daha fazla devam edersem okuduğumu anlamayacağım, diğerine geçiyorum. Mesela "Kayıp Kız" çok güzel bir mola oluyor bana; sürükleyici bir hikaye ki hem de nasıl... Belki şimdiden filmini izleyenleriniz vardır ama ben filmi izlemeden kitabı okumak istedim. (Bu arada "Gone Girl" filminin yönetmeni David Fincher'e olan hayranlığımdan bahsetmiş miydim?)

Bu kitapların hepsi birbirinden güzel; dün aşırı okumaktan başıma ağrılar girdiği için sabah kadar uyumadım ve şu an Jr. Ghoul şeklinde geziyorum. (Ghol yazınca aklıma Ghost geldi; bu vesileyle size de bir Ghost Live önereyim; hangisi denk gelirse gelin izleyin/dinleyin derim ama Graspop performansları ilk aklıma gelen.)

Neyse, bu hafta sonum böyle geçiyor. Zaten neredeyse her günüm masadaki kitap yığını arasında kaybolmakla ve çay-kahve içip, kediyle (Kedim hakkındaki bir yazıyı okumak ne kadar istersiniz bilmiyorum ama hafta içi kısacık bir yazısını ekleyeceğim) oynamakla geçiyor.

Sizin nasıl gidiyor? Neler okuyorsunuz?

27 Eylül 2014 Cumartesi

Kitaplıktan Kareler: Eylül Ayından Kareler

Son on gün içinde kitaplığa eklenenlerden bir kaç kare paylaşayım dedim. 


Defter.... Evet kitap değil :) Ama kedili desenini görünce alayım dedim, Beşiktaş'taki Kabalcı'dan aldım. Evden her çıktığımda Kabalcı'ya uğradım resmen son bir hafta içinde. Kalem, kitap, defter... Böyle bakıyorum dakikalarca.


Yordam Kitap'tan üç kitap; ikisini bitirdim, şimdi Salka Valka'yı okuyorum. Kızıl Yıldız yazısını blog'da bulabilirsiniz. İlahi Komedya Manga yazısı ise çok yakında. 


Say Yayınları'ndan üç kitap... İtaatsizlik Üzerine'nin yazısı yakında blog'da; kitabı kesinlikle tavsiye ediyorum. Altını çize çize okudum, çok beğendim.


Omega Yayıncılık'tan kayıp kıtalar, bilinmeyen kültürler hakkında bir kitap Kayıp Uygarlıklar Muamması; yazısını blog'da bulabilirsiniz. Diğer kitabı ise henüz okudum. Okur okumaz yazısını blog'a ekleyeceğim.


Nasıl oluyor anlamadım ama bende galiba eksik 3 ya da 4 Agatha Christie kitabı var. Ya da 2. Çok net konuştum evet! Daha önce bahsetmişimdir, bende mesela bir Agatha Christie kitabının ilk baskısı, İngilizce baskısı, otuz yıl önceki baskısı ya da on yıl önceki baskısı... Yani aynı kitaptan üçer dörder tane bile var. Baya delisiyim kendisinin. 2000 yılı öncesi Türkiye'de basılan kitaplarını topluyorum çünkü. Neyse. Fakat bu kadar delisi olmama rağmen bu kitap sanırım bende yoktu. Aldım garanti olsun diye.
Diğer ise İblis ve Şeytan gibi diğer iki kitabın yazarundan; Lucifer. Ne zamandır almak istiyordum, Kabalcı'da %30 indirimdeydi, fırsatı kaçırmadan aldım.



1 Haziran 2014 Pazar

Ne Okuyorum?


Hava kapalı, yapılacak dolu iş var; yarın sabaha yetişmesi gereken işler var ama okumaktan da vazgeçemiyorum. Bu pazar bana eşlik eden bu güzel kitap.

Siz neler okuyorsunuz?

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Yeniler


Yakın zamanda yazısını okuyabileceğiniz, yeni kitaplarımdan bazıları... 


8 Mayıs 2014 Perşembe

Yeniler


Bu ay yine kitap almayım, birikenleri okuyayım dedim ama kendime laf geçiremiyorum kitap konusunda. Ne zamandır alınacaklar - okunacaklar listemde olan beş kitaba daha kavuştum bu hafta.


Bildiğiniz gibi, Henning Mankell'e tapıyorum. Wallander'ın da bir kaç bölümünü yıllar önce izlemiştim. Ama DVD'sini uzun zamandır bulamıyordum, denk gelince hemen aldım. Tavsiyedir. 


Şemsiye Akademisi'nin yazısını zaten bugün blog'a ekledim. Annem Sen Misin?'i de okumaya başladım. Alison Bechdel'in Cenaze Evi/Şenlik Evi yazısı da aylar önce blog'a eklediğim bir yazıydı, bulabilirsiniz okumak isterseniz. Çok sevdiğim bir yazar, dili de çizimi de tam sevebileceğim şekilde. Ayrıca dramı işlemesi de hayranlık yaratıyor. Bakalım, bu kitabın yazısı nasıl olacak... 


4 Nisan 2014 Cuma

Kitaplıktan Kareler


Bu ayın kitap hasılatı. Bakalım ne kadar zamanda okuyabileceğim....
Hepsine baktıkça mutlu oluyorum ayrıca gerçekten kitapları seviyorum yahu. 

20 Şubat 2014 Perşembe

Kitaplıktan Kareler

ArkaBahçe Çizgi Roman Dükkanı (Beşiktaş)'ndan alınma Sandman bardağı. Bir ikincisi daha yoktu sanırım, biz aldık =)
Lejyon'un yazısını blog'da bulabilirsiniz, ama genişletilmiş haliyle yeniden yayınlayacağım.

China Mieville'e olan sevgimi zaten biliyorsunuz.

Ghost! Son yıllarda dinleyip de bu kadar beğendiğim başka bir grup olmadı.
Ve kitap dağı.

Kitaplığımın bir kısmı ile bitiriyoruz =)

17 Kasım 2013 Pazar

Kitaplıktan Kareler: Yeniler

Bu ay daha fazla kitap almam sanıyordum ama dr.com.tr'deki indirim sağ olsun, aşağıdaki güzelliklere kavuştum. 


Daha önce aynı yazarın Kara Güneş'ini almıştım, şu an okuyorum. Görünce kaçırmayım dedim.


Ne zamandır okumayı planladığım Kıyamet Kitabı, sonunda alabildim.


Aldığım gibi okudum, yazısı zaten blog'da. 


Sandman'e devam. Yazısını ekleyeceğim blog'a. Süperdi.


Evet, Amerikan Tanrıları'nı okumadım hala! Gördüğünüz gibi okuyacağım ama.


En sevdiğim arkadaşlarımdan Philip K. Dick'in bir başka kitabı, Ubik.

10 Kasım 2013 Pazar

Kitaplıktan Kareler: Kasım 2013'te Kitaplığa Katılanlar

Pazar sabahı erken kalkmanın sonucu olarak ne yapsam ne yapsam diye evde dönüp dururken kendimi iş çıkardım. Blog'a bi hayrım olsun dedim. 

Bu ay aldığım kitapları paylaşayım dedim. Umarım unuttuklarım yoktur. Ev sahafa döndüğü için, koltukta benden çok kitaplar oturduğu, masa, sehpa kitap dolu olduğu için ve baya bir dağınık göründükleri için arada kaynayanlar olmuştur bence.



Son zamanlarda kafa olarak aynı seviyede olduğumu bangır bangır ilan etme densizliğine giriştiğim Philip K. Dick ve üç kitabı... Şizofreni Ve Değişimler Kitabı'nı okudum, "Aksın Gözyaşlarım" Dedi Polis'i okumaya ise dün başladım. Hemen bir gerçeklik sorgusu tohumları atıldı, iyi de oldu. 


Henning Mankell. Okumaya kıyamadığım yazar ve yeni çevrilen kitabı. Ortada ise Julia'nın 2. kitabı. Çizgi roman kontenjanından. Son olarak ise Neil Gaiman'ın çocuğuna yazarken bizlere armağan ettiği Koralin Ve Gizli Dünya. Huzursuz Adam hariç (çünkü okumadım) diğer iki kitabın yazısı blog'da.


Yine çizgi roman kontenjanından Blacksad 1 ve Blacksad 2. Karizmatik kedi dedektifimizin ikinci macerasını sakladım, canım sıkkınken okuyacağım. 


Son olarak Sandman'ın ilk kitabı Düş Müziği. Yeni bir manyaklığa doğru yelken açacağım sayesinde. Sağol Gaiman!

4 Nisan 2013 Perşembe

Kitaplıktan Kareler: I

Kitaplıktan kareler paylaşacağım diyip duruyordum, ancak görüldüğü bunu uzun bir aradan sonra başarabildim. 

Bunlar, şu an oturduğum evdeki kitaplığımdan seçtiklerim. Hemen herkesin olduğu gibi benim de yıllarca ailemle yaşadığım evde başka ve daha büyük bir kitaplığım bulunmakta. Fakat, manyak gibi kitap aldığımdan şimdiki evimdeki kitapların sayısı da pek az değil. Hatta çoğu yığınlar halinde orada burada duruyor, kitaplığa sığmıyor, falan filan...


Carl Sagan! Çocukken yıldızlara bakıp duranların büyümüş halleri için kitaplar, astronot olmak isteyen çocukların şimdiki zaman okumaları.


Gördüğünüz Nazi İmparatorluğu üçlemesi, bence II. Dünya Savaşı  üzerine okuyabileceğiniz en kapsamlı kitaplardan biri. Biraz taraflı yalnız; yazarı aklı başında her insan gibi Hitler'i sevmeyen biri.
 
Henning Mankell'ler! Bir eksik daha var, onu da alırsam Türkçe'ye çevrilmiş olanların hepsine sahip olacağım diye düşünüyorum.
Mankell'lerin altında gördüğünüz Paul J. Nahin'in Zaman Makineleri'ni de yıllar önce Ankara'dan almıştım. Okurken kafayı yemiştim. Hala da yemiş haldeyim ve kitabı tekrar okuyacağım. 

Salinger, Hesse, Kafka, Koontz, King... Aslında, bir ara Dean Koontz'a kafayı fena takmıştım; sanırım geçen yıl. Ama kitaplarının hepsi burada değil, bir kısmını İzmir'deki eve götürdüm biraz yer açabilmek için evde. Geri getirmem yakındır gerçi =) Ve Stephen King'ler; yığınlar dolusu King de tıpkı Koontz kitapları gibi İzmir'deki evde, bir gün onları yanıma aldıracağım günü bekleyen evlatlarım olarak.

Jo Nesbo! İlk kez Eskişehir'de okumuştum; hatta Nemesis hariç kalan kitaplarını üniversiteden okurken canım sıkıldıkça gidip kitaplara baktığım, kitaplar aldığım İnsancıl Kitabevi'nden almıştım. Hey gidi günler ya. Şu an efkar bastı sanırım. 20 yaşında falandım herhalde. Of of. Günler çabuk geçiyor, benim elimden okuyup yazmaktan başka bir şey gelmiyor.