Hazır yeniden okuyabiliyorken, Sandman'in de tadını çıkarayım dedim, uzun bir aradan sonar seriye devam ettim. Eve yapışıp kaldığım ve çoğunlukla neden uyandığımı bilmediğim bu günlerde sıkan gerçekliğin uzaklarına beni fırlatabilecek hikayeler okumak çok zevkli. Başka türlü belki gerçekten uyanmak istemeyebilirim. Bilemiyorum.
Yakınma ve karanlığa gömülme satırlarımız bu kadardı.
Kitaba geçelim.
Neil Gaiman'ın baş roldeki yaratıcı sıfatıyla yazdığı Sandman serisinin 4. kitabı olan Sisler Mevsimi, diğer kitaplardan hatırlayacağınız üzere, Morpheus'un cehenneme hapsederek cezalandırdığı eski sevgilisi Nada'yı kurtarma girişimi doğrultusunda cehenneme gitmeye karar vermesiyle başlıyor.
Ancak şöyle bir durum var ki, oldukça garip geldi bana ve çok hoşuma gitti; Lucifer artık cehennem ile uğraşmak istemiyor ve cehennemdeki herkesi "göndererek" orayı boşaltıyor.
Devamını anlatmayım, sanırım şimdiden iki bölümünü anlattım bile. Okuma zevkinizden satırlar çalmak istemiyorum.
Bölüm aralarından birinde yer alan, yatılı okulda tatilini geçirmek zorunda kalan bir çocuğun başına gelen acıklı hikaye ise, bir mola gibi kitabın içinde yer alıyor, eklemek istedim.
Okuyun, okutun.
Sandman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sandman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
4 Şubat 2014 Salı
5 Aralık 2013 Perşembe
Neil Gaiman "Sandman - Düş Ülkesi"
Sandman
serisinin üçüncü kitabı olan Düş Ülkesi, sanırım şu ana kadar seride okuduğum
ve en çok beğendiğim kitap oldu. Diğer kitapların aksine Ebediler’i, özellikle
Morpheus ve Ölüm’ü pek az gördüğümüz bu kitaptaki hikayelerin her biri de birbirinden
hayli bağımsız.
Yazamayan
bir yazarın, ilham perisini başka bir yazardan alması ve tutsak tutulan ilham
perisinin özgürlüğüne kavuşma çabasının anlatıldığı ilk öykü “Calliope”,
yazamayan yazar fikri ile beni bugünlerde içinde olduğum sıkıntıdan olsa gerek
çok etkiledi. Yani yazamayan bir yazarın yazabilmek adına ruhunu şeytana
satması (tabir) ya da bir ilham perisini tutsak etmesi gibi uç şeyleri ancak
NEDEN YAZAMIYORUM LAN diye düşünen bir
yazardan iyi kim hissedebilir… Ama elbette bir periyi zorla küçük evimde
hapsetmek gibi manyak emellerim yok. Elbet bir gün O SON BÖLÜM DE YAZILACAK.
Değil mi?
İkinci
bölüm “Bin Kedinin Düşü” ise kedi sahiplerinin hemen tanıyacağı bir hikaye
bence. Kedilerin bakışlarından, tavırlarından “dünyanın efendisi olma” ideasını
okumuşsanız, bu hikayede sizleri çekecek bir dolu detay var.
Üçüncü
hikaye, The World Fantasy Award sahibi “Bir Yaz Gecesi Rüyası” Sheakspeare
göndermeli ve Morpheus’un diğer kitaplardan –yanılmıyorsam- hatırladığım bir
vaadinin karşılığını aldığı bölüm.
Son
hikaye “Maske” ise bir cilt hastalığı yüzünden hayata küsen, ölemeyen ve
yaşamaktan bıkan bir kadının acıklı hikayesi. Ebediler’den Morpheus hariç bir
karakteri ilk ve son olarak bu hikayede görüyoruz kitapta; Ölüm.
Düş
Ülkesi’nin sonunda Neil Gaiman’ın ayrıca yazdığı bir senaryo da bulunuyor,
eklemekte fayda var.
Sırada
serinin dördüncü kitabı “Sisler Mevsimi” var, artık işsiz güçsüz bir yazar
olduğumu göre bir hafta içinde onu da rahatlıkla okuyup, yorumlarımı blog’da
paylaşırım.
Etiketler:
Çizgi Roman,
Düş Ülkesi,
Laika Yayıncılık,
Neil Gaiman,
Sandman
23 Kasım 2013 Cumartesi
Neil Gaiman "Sandman Bebek Evi"
Neil
Gaiman’ın dillere destan Sandman serisinin ikinci kitabı Bebek Evi’ni geçen
hafta sonu okudum, yazısını ancak yazabiliyorum.
Bu
kitapta, hem Morpheus’ hem de The Endless ailesine mensup bireyleri biraz daha
detaylı tanıyoruz; karakterlerin öne çıkan özellikleri burada kendini
göstermeye başlıyor. Sanırım her geçen kitapla beraber ailenin diğer üyelerine
daha da yakınlaşıyor olacağız.
Bebek
Evi’nde Morpheus’un rüya alemine açılan bir girdaba sebep olan genç bir kız ve
ailesinin etrafında dönen talihsiz olaylar, Morpheus yokken (ilk kitapta)
kendisine ihanet eden yardımcılılarının kafalarına göre ilan ettiği “yeni
düşlerin efendisi”ne karşı Morpheus’un savaşı kitaptaki hikayelerin genel
içeriğini özetliyor sanırım.
Bu
kitapla beraber işlenen detaylardan biri de Morpheus’un düşler alemindeki işleri
kontrol edişi ve düşlere dair daha fazla detay.
Uzun
uzun yazmak istemiyorum, nedense bana zor anlatılır gelmeye başladı Sandman.
Zaten ilk yazıyı da hayli dağınık ve verimsiz yazmıştım, hatırlıyorum yani.
Sıra
diğer kitaplarda, her ay iki, kitap okuyarak seriyi bitirmek gibi bir hedefim
var. Bakalım ne kadar çabuk ve ne kadarını gerçekleştirebileceğim.
Etiketler:
Bebek Evi,
Çizgi Roman,
Laika Yayıncılık,
Neil Gaiman,
Sandman
9 Kasım 2013 Cumartesi
Neil Gaiman "Sandman - Düş Müziği"
Sandman
serisine ne zamandır başlamak istiyordum. Aslında Neil Gaiman’la tanışmadan
önce de duyduğumu sandığım bir seriydi. Gördüğünüz gibi mükemmel bir hafıza ile
sizlere kitap tanıtımı yapıyorum. Dünyanın en güvenilir ve en aklı başında blog’u
seçimleri yapılacak olursa, hepinizin oyunun bana geleceğinden eminim.
Sandman’a
dönelim. Serinin ilk kitabı olan Düş Müziği’nde efsane karakter Morpheus ile
tanışıyoruz. Diğer kitaplarda yer alan ve Morpheus’un kardeşleri olan
karakterler ise bu kitapta yok. Sadece en sonda Ölüm’ü görüyoruz; ki o da birkaç
sayfa ile sınırlı kalıyor.
Neil
Gaiman’ın yazdığı, Sam Kieth, Mike Dringenberg ve Malcom Jones III’nin çizdiği
Sandman’ın birinci kitabı Düş Müziği’nin konusuna dönersek…
Bir
tarikat lideri olan Burgess, Ölüm’ü çağırmak ve kontrol altına almak için
giriştiği çaba sonunda yanlışlıkla Düşlerin Efendisi Morpheus’u çağırır ve onu
hapseder. Girişimi yüzünden büyük bedeller ödeyecek olan yalnızca bu yanlışlığa
sebep olan Burgess olmayacaktır.
70
yıl süren bir tutsaklığın ardından Morpheus serbest kalmayı başarır; bu süre
içinde kendisinden alınan yalnızca özgürlüğü değildir; aynı zamanda Morpheus’un
kendisine ait “şeyleri” de çalınmıştır.
Hikayenin
büyük kısmı, kendisinden çalınanları yeniden elde etmek ve parçalanıp,
darmadağın olan Düş Diyarı’nı yeniden toparlamak isteyen Morpheus’un başından
geçenler üzerine kurulu. Bu arada farklı karakterler ve hikayeler de karşımıza
çıkıyor. Neredeyse her bir bölümde farklı bir macera ile karşılaşıyorsunuz.
Tam
da bayılacağım şekilde, karanlık içinde geçen Düş Müziği’nde özellikle 24 Saat
adlı bölüm son derece vahşi, karanlık ve resmen vicdansızdı. Kitabı edinmeden,
daha doğrusu geçen yıl bu kısmı okumuştum. O zaman da aynı şekilde beğendiğimi
hatırlıyordum. İnsanların zıvanadan çıkmasının, kötünün ve kötülüğün emrinde
hareket etmesinin, bilinçlerinin kontrolünün bir manyağın eline geçmesinin
anlatıldığı bu bölüm aynı zamanda okurken en rahatsız olduğum bölümdü. Yanlış anlamayın,
dediğim gibi neredeyse en etkilendiğim bölüm olan 24 Saat’in verdiği
rahatsızlık, nasıl desem, olumlu bir rahatsızlık kitaba yönelik beğeni
konusunda.
Umutsuzluğu
okurken sıkça hissettim. Özellikle son kısımda Morpheus’un yolun sonundaki
tatminsizliğini sanki gerçekten öyle birisi var da, o benimle konuşuyormuş gibi
gerçekti.
Neil
Gaiman’ın hikayelerini zaten seviyorum, kolay kendinizi kaptıracağınız
hikayeler. Ancak daha önce Sandman hakkında bir fikri olmayanlar için
söyleyebileceğim tek şey ise kitaplardaki dünyayı unutun, tamamen karanlık
başka diyarlara açılacağınızdan emin olun. O tatlı – espirili – karanlık Neil
Gaiman romanları size Sandman için ipucu vermez.
Nasıl
da sert bitirdim yazıyı!
Hayır,
aslında sert değildi.
Kibarca
bitirelim o zaman; Sandman okuyunuz efendim. (Yine kopuk bir yazı oldu, farkındayım...)
Etiketler:
Çizgi Roman,
Düş Müziği,
Laika Yayıncılık,
Neil Gaiman,
Sandman
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)