21 Eylül 2014 Pazar
Neil Gaiman "Yıldız Tozu"
5 Eylül 2014 Cuma
Neil Gaiman "Amerikan Tanrıları"
4 Şubat 2014 Salı
Sandman "Sisler Mevsimi"
Yakınma ve karanlığa gömülme satırlarımız bu kadardı.
Kitaba geçelim.
Neil Gaiman'ın baş roldeki yaratıcı sıfatıyla yazdığı Sandman serisinin 4. kitabı olan Sisler Mevsimi, diğer kitaplardan hatırlayacağınız üzere, Morpheus'un cehenneme hapsederek cezalandırdığı eski sevgilisi Nada'yı kurtarma girişimi doğrultusunda cehenneme gitmeye karar vermesiyle başlıyor.
Ancak şöyle bir durum var ki, oldukça garip geldi bana ve çok hoşuma gitti; Lucifer artık cehennem ile uğraşmak istemiyor ve cehennemdeki herkesi "göndererek" orayı boşaltıyor.
Devamını anlatmayım, sanırım şimdiden iki bölümünü anlattım bile. Okuma zevkinizden satırlar çalmak istemiyorum.
Bölüm aralarından birinde yer alan, yatılı okulda tatilini geçirmek zorunda kalan bir çocuğun başına gelen acıklı hikaye ise, bir mola gibi kitabın içinde yer alıyor, eklemek istedim.
Okuyun, okutun.
28 Ocak 2014 Salı
Neil Gaiman "Yolun Sonundaki Okyanus"
5 Aralık 2013 Perşembe
Neil Gaiman "Sandman - Düş Ülkesi"
23 Kasım 2013 Cumartesi
Neil Gaiman "Sandman Bebek Evi"
9 Kasım 2013 Cumartesi
Neil Gaiman "Koralin ve Gizli Dünya"
Neil Gaiman "Sandman - Düş Müziği"
28 Temmuz 2013 Pazar
Neil Gaiman "Anansi Çocukları"
10 Nisan 2013 Çarşamba
Şamatacı Suçlular Ve Daha Fazlası
Sürekli Neil Gaiman eksenine sıkıştırarak koca bir kitabı ve birbirinden değerli bir çok yazarı es geçtiğimi düşünebilirsiniz, ama düşünmeyin. Özellikle bu yıl içinde Neil Gaiman dünyasında daha çok yer buldukça kendime (onun benim dünyamda yer bulduğu kadar belki de, kim bilir...) işte bu kitaptaki hikayeleri okumak için daha hevesli olmaya başladım. Sürekli dediğim gibi, içindeki çocuk "beyni", çocuk düşünceleri ne kadar kişiyi ele geçirmişse, o tadı, o lüksü ne denli kullanabiliyorsa okuyucu, işte bu öyküler de o denli etkili olacaktır.
Bir yerde, kendinize bu zevki ve lüksü aşılamak isterseniz, başlama adımlarınızdan biri olarak bu tavsiyeme kulak verip, Şamatacı Suçlular'ı okumaya başlayın; devamında da sizi yine İthaki Yayınları'ndan çıkan Neil Gaiman'lara doğru kendinizi bırakıp, çocuklaşmaya başladıkça size daha çok kendiniz gibi hissettirecek o dünyaya doğru koşmaya başlayın.
11 Mart 2013 Pazartesi
Neil Gaiman "Odd Ve Ayaz Devleri"
Neil Gaiman & Craig P. Russell "Cinayet Sırları"
18 Şubat 2013 Pazartesi
Neil Gaiman "Yokyer"
Neil Gaiman’ın sanırım en çok merak ederek okuduğum kitabı Yokyer’di.
Bunu kitabı okumaya başlamadan önce ve başladıktan sonraki kısa bir süreyi kapsayacak şekilde düşünün ama. Zira kitabı okumadan kapağına bayılmış olmam, başlı başına zaten ve sadece Neil Gaiman’ın yazmış olması gibi etkenler bir yana, kitabın başında, kahramanımız Richard’ın Aşağı Londra ile karşılaştığı ilk zamanlar bana bir diğer sevdiğim yazarın, China Mieville’in Kral Fare’sini anımsatmıştı ve Yokyer’in devamında acaba Kral Fare’yi bana çağrıştıracak başka neler olacak diye merağa kapılmıştım. Aslında benzerlikleri farklılıklarının yanında hiç kalır; yine de “hissiyat” konusunda ve “tabirler” konusunda bence benzer tadı veren kitaplar. Kral Fare’de nasıl ki Londra’nın “öteki” yüzünü görüyorsak, Yokyer’de Londra’nın “öteki” yüzü bu sefer Aşağı Londra olarak karşımızda. Elbette aynı şey değil, her iki kitapta da diğer olarak adlandırılan Londra birbirinden farklı.
Bu kadar karşılaştırma yapmaya çalışmak ve cümleler arasında boğulmak yeter, kitaba dönelim.
Richard, memleketinden Londra’ya gitmesinden bir gece önce, sarhoş kafayla karşılaştığı yaşlı bir kadından “kapılara dikkat etmesi” gerektiğini duyar. Londra’ya geldikten sonraki dört yıl boyunca da kapılara dair hiçbir şey olmaz. Bir gece nişanlısıyla önemli bir yemeğe giderken kaldırımda yatan yaralı bir kızı görene kadar, ona yardım etmek için kızı evine götürene kadar…
Artık o da Aşağı Londra ile tanışmıştır. İstemsizce olsa bile, artık onun da yolu Aşağı Londra’dan geçecektir; hatta Yukarı Londra’dan geçen yolunu özleyeceği bir süre boyunca…
Mezarlık Kitabı’ndaki gibi, ailesi katledilen bir çocuğu Yokyer’de de görüyoruz; bu sefer karakter kız ve adı da Door. Adından da çıkarılabileceği üzere Richard’ın hayatını kesen “kapılar” , Door ile bağlantılı! Door’un ardından, Aşağı Dünya’da kendisini bulan Richard, ailesinin intikamını alması yolculuğunda Door’le birlikte ilerler; yanlarında onlara eşlik eden karakterle birlikte, yolculuk boyunca karşılaştıkları farklı karakterle birlikte. Aşağı Dünya’nın acımasız karanlığı içinde, Door intikam için ilerlerken, Richard da yeniden Yukarı Londra’daki hayatına kavuşmak için ilerler.
Olayları yazmak istemiyorum; okumanın tadı kalsın.
Başka şeyler yazmak istiyorum; Neil Gaiman’ın muhteşem bir yazar olduğunu düşündüğümü yazmak istiyorum. Beşiktaş – Levent yolunu teperken, trafikte delirmemek için aklımdan satırlarını geçirme şansını bana vermesini sevdiğimi yazmak istiyorum. Bizim gibi, benim gibi zihni altı yaşında kalabilen ve Islington’ı gerçek sanabilecek, Croup ve Vandemar’dan tiksinip “yoluma çıkmasa bari” diyebilecek insanları sevindiren bir yazar olduğunu yazmak istiyorum. Gerçekliğin içinde can çekişenler için başka bir gerçek sunmasının bulunmaz fırsatlardan olduğunu yazmak istiyorum. Belki Aşağı İstanbul tepetaklak bu kentte yukarı çıkmıştır, güzel olan kısmı yerin altında kalmıştır diye düşünmek istiyorum. İstiyorum da istiyorum; yeter ki dümdüz, normal bir şeylerin olmadığı yerleri bize göstermeye devam etsin istiyorum. Yoksa umut kalmaz, tat kalmaz, bence.
3 Ocak 2013 Perşembe
Ne Okuyorum?
Son zamanlarda Neil Gaiman bitiyor, Neil Gaiman başlıyor. Son olarak dün aldığım, kısa öykülerinin ve bir kaç şiirinin derlendiği Fragile Things'i okumaya başladım.
Neil Gaiman, Fragile Things. Headline Review, 448 sayfa.
Neil Gaiman "Mezarlık Kitabı"
Hayatınızda hayal kurmak yalnızca çocukluğunuza sıkışıp kalmış ve şu an unuttuğunuz bir şey ise Neil Gaiman okumayın derim. Belki birileri size o hayalleri, kafada kurulan birbirinden garip anları yeniden canlandırmak için okumanızı tavsiye edebilir ama ben etmiyorum. Çünkü kaybettiğiniz bir yeteneği uyandırmak için sanırım artık geç kaldınız; Neil Gaiman kesinlikle benim gibi çocukların, kendi kafalarının içindeki garip dünyayı yıllar sonra bile aynı dirilikte ve hatta daha da cozutmuş halde muhafaza edenler için. (Bu son cümle ile belki buradan psikiyatri bilimini de selamlamamız gerekebilir, ne dersiniz?)
Devam edelim.
Mezarlık Kitabı, ailesi kitabın sonunda öğrenilecek bir sebep yüzünden katledilen Bod’un (mezarlıkta kendisine verilen isim olan Nobody Owens’ın kısaltması) mezarlıkta büyümesi süresince başından geçenleri anlatıyor. Ölüler ve bir takım canlı ya da ölü olmayan varlıklar tarafından büyütülen bir çocuk düşünün; gölgeler arasında görünmeden gezebilen, okuma yazmayı mezar taşlarındaki harfleri kopyalayarak öğrenmeye başlayan bir çocuk; yüzlerce yıllık ölülerden tarihi, cadılardan musallat olmayı, koruyucusundan görünmez olmayı öğrenen, mezarlık özgürlüğü verilen bir çocuk.
Elbette zamanla yapabildiklerini fark ettikçe de intikam almak isteyen bir çocuk; ailesini öldürenden.
Sanırım Neil Gaiman’ın çocuklarının da bu hikayede payları büyük, kitabın son sayfalarında birkaç sayfayla yazım sürecine değiniyor. Ancak, çocuklarının hikayenin çıkışındaki payları bir yana, Gaiman da hala kafasından bu kitabı yazabilmeye yetecek kadar “şey” geçirebilen, bizim gibi bir çocuk. O yüzden gençliği, aslında çocukluğu geride kalmış gibi görünen yetişkinler için de yazabilme “şansına” “yeteneğine” sahip.
Diğer şans ise bu kitabı ve Gaiman’ı okuyabilecek ve hala böyle bir kitaptan zevk alabilecek olan çocuk kafalı bizlerin.
Neil Gaiman, Mezarlık Kitabı. İthaki Yayınları, 320 sayfa.
27 Aralık 2012 Perşembe
Ne Okuyorum?
Çok yoğun geçen bir haftadan, günde 1 saat uyuyarak ayakta kalmaktan sonra yorulan sadece gözlerim değil, zihnimdi de. Sanırım bu yüzden elimdeki dört kitabı da dün okuyasım gelmedi, kendi kendime garip bir sinir hali içinde okumak istemediğim kitaplara baktım baya bir. Zira kitap yarım bırakmam, nefret ettiğim bir durumdur.
Bir süre kitapları zorla okumaya çalıştıktan sonra baktım olmuyor, gözümü diktiğim kitabı sonunda kitaplıktan alıp okumaya başladım. Çok iyi geldi. Neil Gaiman'dan Mezarlık Kitabı.
Arka kapak yazısı;
Arkadaşlarının Bod diye hitap ettiği Nobody Owens normal bir çocuktur.
Eğer bir mezarlıkta yaşamasaydı, hayaletler tarafından büyütülüp yetiştirilmeseydi ve yanında ne canlıların ne de ölülerin dünyasına ait olan sadık bir koruyucusu olmasaydı, Bod tamamıyla normal olurdu.
Bir çocuk için mezarlıkta tehlikeler ve maceralar vardır - tepenin altındaki çok yaşlı Çivit Rengi Adam, gulyabanilerin terk edilmiş şehrinin bulunduğu çöle açılan bir geçit, korkunç bir tehdit saçan tugaf Bekçi...
Ama Bod mezarlıktan ayrılırsa, ailesini de öldürmüi olan Jack denen adamın saldırısına uğrayacaktır...
Mezarlık Kitabı, Neil Gaiman. İthaki Yayınları, 284 sayfa.
13 Aralık 2012 Perşembe
Yeni Alınanlar, Okunmaya Başlananlar
Dün okumaya başladım Philip K. Dick'in Çığrından Çıkmış Zaman'ı tam gaz devam ediyor, ancak kitap ile ilgili tüm fikirlerimi tez zamanda yazmayı planladığım yazıya kadar bekletmek taraftarıyım. Benim Philip K. Dick'le ilk tanışmam Karanlığı Taramak'ı izlediğim gün oldu yanlış hatırlamıyorsam, yakın zamanda tekrar izlemek ve kitabı okumak niyetindeyim. Sanırım üniversitenin ilk yılında izlemiştim, üzerinden baya zaman geçmiş demektir bu da. Yaşlanıyorum.
Bir de hazır konusu açılmışken 6:45 Yayınevi'nden çıkan bez kapaklı Philip K. Dick kitabını gördünüz mü; Şizofreni Ve Değişimler Kitabı. Görün bence.
Blog'da son aylarda görebileceğiniz üzere Neil Gaiman'la kafayı bozmaya doğru adım adım ilerliyorum, bunda da sanırım artık okumadığım Agatha Christie kitabının kalmaması (aslında onlarca kez okumadığım Agatha Christie kitabının kalmaması demek daha doğru olur, çünkü yazara karşı anormal bir sevgim ve yazdıklarına karşı derin bir saplantım var) sebep oldu. Sürekli aynı kitapları okuya okuya, sanki ondan başkasının yazdığı bir kitabı okumak ona ihanet gibi geldiğinden (evet, manyağım ben) çok az yeni yazar okuyordum. Nasıl bir zeka benim ki, değil mi. Neyse, şimdilerde keşfettiğim yeni yazarları okumak da büyük zevk veriyor. Özellikle her lafımda söylemeye çalıştığım gibi China Mieville, Neil Gaiman ve Scarlett Thomas başı çekenlerden.
Dün, son olarak Neil Gaiman'ın YokYer'ini aldım. Çalıştığım bir anda resmen kitabı almak için delirerek, kısa bir ara verip Remzi Kitabevi'nde soluğu aldım. Gitmişken hem Terry Pratchett kitaplarına bakıp listeye yeni kitaplar ekledim, hem de Neil Gaiman'a kavuştum.
Bu arada Neil Gaiman'ın kişisel sayfasına henüz bakmamış olanlarınız varsa bir bakın, ilginizi çekecek bir şeyler bulacağınızdan eminim. Geçtiğimiz haftalarda hemen her gün deli gibi sitesinin içinde geziniyordum zira.
Dediğim gibi, takıntılı bir insanım ve kitaplar, yazarlar en büyük takıntım - sanırım.
11 Aralık 2012 Salı
Neil Gaiman & Terry Pratchett "Kıyamet Gösterisi"
Bu kitap hakkında yazmak da okumak kadar eğlenceli olacaktır muhakkak, ancak o kadar kolay olabileceğini sanmıyorum çünkü çok sevdiğim kitaplar hakkında yazmakta zorlanıyorum bazen.
Neil Gaiman ve Terry Pratchett’in yazdığı Kıyamet Gösterisi (Good Omens), organik halüsinozisten muzdarip bünyeler için belki olabilecek en eğlenceli kitaplardan biri; olmayan şeyleri dünyada görmek mi dediniz; ala. Zira gözlerinizin önüne gerçek olduklarına inanmadığınız onlarca şeyi en gerçekçi halleriyle getirebilen bu kitabın sayfaları arasında fiziksel dünyanın sıkıcılığından kurtulmak serbest. İstediğiniz kitaplara düşkün bir meleği, gözlüksüz çıkmayan bir şeytanı, yanarak ilerleyebilen bir arabayı ya da adı Köpek olan köpeğin zihnindeki kötü tohumları istediğiniz gibi gözlerinizin önüne getirebilirsiniz.
Kıyamet Gösterisi’nin konusundan kısaca bahsedelim; notlarında ve satılarında saklı tüm eğlenceyi ve detaylardaki esprileri merak edenler için kitabın içinde saklı tutarak; şeytanın oğlu yeryüzüne gelmiştir; hastanede aynı gün doğan başka bir bebekle yeri değiştirilecektir (bunu da satanist rahibelerin yardımları ile yapacaklar!) ve “işaret” geldiğinde çocuğun tepkisine göre kıyamet kopmaya “başlayacaktır”. Ancak işler biraz ters gitmiştir; şimdi Aziraphale (bir melek ve yarı zamanlı kitap sahafı) ve Crowley (düşmekten çok gezine gezine aşağı inmiş bir melek) tüm olan biteni yola sokmak zorunda kalacaktır. Aşağıdakilerin ve yukarıdakilerin sinirlenmesini her ikisi de istememektedir. Ama bir şeyler yolundan çıkmıştır; kontrolden de çıktığı gibi.
Çünkü kıyamet Cadı Agnes Çatlak’ın Dakik ve Kat’i Kehanetleri adlı tek bir kopyası olan kitabında böyle belirtilmiştir.
Cadı avcıları, melekler, şeytanın dölü - deccal, tanrının sesi, cehennem dükleri, ölüm, savaş, kıtlık, kirlilik, cadı ordusundaki çavuş, Azize Berly Çenebaz Tarikatı’ndan satanist rahibeler, medyum, köy sakinleri derneği başkanı… Bunlar kitaptaki karakterlerden öne çıkanları.
Kitap da, karakterler de birbirinden eğlenceli. Özellikle Crowley; gözlerini saklamak adına sürekli güneş gözlüğü ile gezen, havalı, hız düşkünü bir Queen dinleyicisi. Aziraphale’de ise, kendime de pay çıkararak, gördüğüm kitap düşkünlüğü, ne de olsa bir sahaf ve içinde aslında biraz da olsa barınan, kendisini Crowley’e yakınlaştıran “şey”. Aslında, Crowley ile anlaşabilmelerinin sebebi de aslında her ikisinin de bir yerde “aynı” olması değil miydi zaten…Sıradan olana, alışılmış olana ters olana yadırgayan bakışlar atıyorsanız bu kitabı okumanızı tavsiye etmem. Hayalin gücüne, var etme yeteneğine ve yarattıklarına inanıyorsanız da bu kitabı atlayıp geçmeyin derim. Oturup huzur içinde, siz özel gösterimle bir kıyamet sahnesinde eğlenmek istiyorsanız ve bu size makul geliyorsa (eğlenmenin yönteminin makul oluşundan bahsediyorum) o zaman doğru kitaba yaklaşıyorsunuz.
Kitaptan bir alıntı;
“İnsanları insan olarak yaratıp, sonra insan gibi davrandıkları için onlara kızmanın neresi bu kadar harika anlamıyorum.”
Bir alıntı daha;
“Örneğin, neden insanları meraklı yapıp, sonra görebilecekleri bir yere yasak meyve koyuyorsun ve yanına İŞTE YASAK MEYVE! diye yanıp sönen kocaman neon bir parmak koyuyorsun?”
“Ben neon hatırlamıyorum”
Kıyamet Gösterisi, Neil Gaiman & Terry Pratchett. İthaki Yayınları, 410 sayfa.
7 Kasım 2012 Çarşamba
Ara Dünya (Neil Gaiman/Michael Reaves)
Ara dünyalar, çoklu evren, zaman, paralel evrenler… Tanımsız yerlerin tasvirinde o kadar gerçekçi bir anlatım var ki okuduğunu kitabın bir bilim kurgu olduğuna inanmanız güç. Ya siz de benim gibi “olmadığını nereden biliyoruz ki” diyorsanız ne ala, o zaman belki de hep görmek istediğiniz bir “yerlerin” tasviri sayfalar arasında size sunuluyor. Haberleri izlerken gerçeğin sunumu kanaldan kanala nasıl değişiyorsa, o da bir kurgu olmaya nasıl başlıyorsa, gerçekten ne kadar uzaklaşıyorsa; merak etmeyin, Ara Dünya hepsinden daha gerçek. Umarım alakasız bir örnekleme olarak kafanızdan bana küfürler yükselmiyordur.
Neil Gaiman ve Michael Reaves’in beraber yazdığı Ara Dünya belki gençlere yönelik bir kitap, ama kitabın hedef kitlesi olan yaş aralığından çıkalı uzun zaman olmuş benim için bile çabucak okunup bitirmek istenen bir kitap oldu. Öyle ki sırada “Kıyamet Göstersi” var.



