23 Kasım 2024 Cumartesi

Lina Areklew "Death in Summer"

Kareler ve Sayfalar soğuk diyar polisiyesi (özel) turunda bugünkü konuk İsveçli polisiye yazarı Lina Areklew ve Ulvöserien dizisinin ilk kitabı olan Death in Summer.

Yazarla ve serinin ana karakteri Sofia ile tanışmamı sağlayan roman, Stockholm'deki kariyerini biraz üzücü ve karmaşık olaylar sonrası bırakıp, kendi memleketine dönen Sofia'nın dönüşüyle birlikte karşılaştığı beklenmedik gelişmeler ve elbette bir cinayet ile başlıyor. Sofia'nın yaşadığı tesadüf ise, romandaki bir diğer öne çıkan karakter olarak Fredrik'in hikayesiyle kesişiyor. Fredrik, ailesini kaybettiği bir gemi kazasının ardından yaşadığı travma sonrası stres bozukluğuyla yirmi beş yıldır cebelleşen, kazadan sağ kurtulduğunu düşündüğü kardeşinin izini sürmeyi takıntı haline getirmiş bir karakter. Bu takıntı onu, kardeşiyle konuşurken gördüğünü iddia ettiği Adam Ceder'i takip etmesiyle sonlanıyor, yolu Sofia'nın yaşadığı adaya düşüyor ve Adam aynı gün ölü bulunuyor. 

Öte yandan herkesin yolunun çıktığı bu ada, 1979'da yaşanmış garip olaylara da ev sahipliği yapmış. Romandaki çoğu karakterin bir şekilde bağı olan bu olaylar, dini bir fanatiğin evinde yazın bir araya gelmiş sorunlu çocukların hayatlarının kalanını ele geçirecek izler bırakmış. Sofia ve Fredrik için bilinmeze dönüşen geçmiş içinde, bu hanede yaşanan şüpheli bir ölüm de merkezi konumda.

Adam'ın peşinde olduğu bir izin keşfi, bir yandan Fredrik'i kardeşini bulmak için giriştiği yolda çözmesi gereken bir bulmacaya dönüşürken, bir yandan da Sofia ve ekibinin Adam cinayetini soruşturmasıyla paralel gitmeye başlıyor. Bu takip sırasında, Sofia ve Fredrik'in yıllar bir ilişki yaşamış olması da hikayenin karakterlerin cinayetle bağında yer yer soruna dönüşüyor. 

Karakterlerin işlenişi güzel, gereksiz dramadan uzak, klişeleri ustaca kullandığı için yormayan ve sonuna kadar hızla kendisini okutan bir kitap. Olayları çözmek ve katili tahmin etmek için dozunda ipuçları olmasına karşılık finalde şaşırtmayı başarabiliyor. Bana okuduğum bir romandaki iki kardeşi hatırlatan kurgu nedeniyle sonuç beklediğim şaşırtmayı yaptı ve katili doğru bilmiş oldum. Buna fırsat veren romanları da seviyorum, Death in Summer da bu nedenle iyi bir polisiye roman örneğiydi benim için. Tavsiye ederim.

16 Kasım 2024 Cumartesi

Eva Björg Aegisdottir "Boys Who Hurt"

Aylar sonra blog'da Kareler ve Sayfalar Soğuk Diyar Polisiyesi (özel) turu devam ediyor. Geçen süreçte dolu roman okudum, bir kısmı da soğuk diyar polisiyesiydi ancak blogspot'daki hesap yerine instagram'dan yorumlarımı paylaşmaya yöneldiğim için burası çorak kaldı biraz. Hareket gelsin diye geçen Mart ayından beri okuduğum ilgili romanları yıl bitene kadar kısa kısa da olsa eklemeye çalışacağım.

Bunlardan biri geçen ay okuduğum Boys Who Hurt. İzlandalı polisiye yazarı Eva Björg Aegisdottir'in Forbidden Iceland serisinin son romanı, en azından İngilizce'ye çevrilmiş olan son romanı. Yeni bir romanı da çıktı çıkacak galiba. 

Seriyi severek okuduğum, baş karakter dedektif Elma'yı sevimli bulduğum için, her romanın sonunda bir sonraki romanı bekletmek için yazarın okura küçük ipuçları vermesini beğendiğim için, Boys Who Hurt'te de aynı durumla karşılaşmış olmaktan memnunum. Fakat ilginçtir, romanlarını birkaç günde bitirdiğim bu yazarın en uzun sürede okuduğum romanı Boys Who Hurt oldu. Nedense kurguda bir hız eksikliği vardı, üstelik polis prosedüründe sıkıştığı ya da yetersiz kaldığı, atladığı noktalar olduğu hissini üzerimden atamadım. Bu konuda belirli bir okur kitlesi edindikten sonra, özellikle Lackberg'de hep eleştirdiğim üzere yazarlarda bir koyverme hali oluyor sanki. Bilemedim.

Romanın konusuna gelirsek; Akranes'teki küçük bir kasabada, ortak bir sırrı paylaşan ve bu sır etrafında sessizlik sarmalı oluşturan bir arkadaş grubu, romandaki bilinmezin hattını oluşturuyor. Roman ise, küçük bir dağ kulübesinde ölü bulunan bir adamla başlıyor. Elma ve ekibi, bıçaklanarak vahşice öldürülmüş adam ve başucuna kazınmış bir mesajın ardındaki gizemle karşılaşıyor. Mesaj, İncil'den bir alıntı. Günahlarla ilgili bu alıntı, adamın günahının ne olduğunu düşündürüyor. Bu nedenle soruşturma, kapalı bir toplumsal grup içinde dönüp dururken, bir yandan da bilinmezleri sezip peşinden koşmaya çalışıyor.

adamın çocukluğundan bu yana dahil olduğu küçük, hatta neredeyse kopmaya yüz tutmuş bağlardan oluşan arkadaş grubu ve kim olduğuna dair kimsenin net bir bilgisi olmayan kız arkadaşı, araştırmaların merkezinde. Ekibin kız arkadaşı bulamaması, kimliği bilinmeyen bir insanın İzlanda'da bu kadar bulunmaz olabileceğine dair bir kurgunun nasıl yazıldığı benim aklıma pek yatmadı ama neyse.

Adeta silik bir adamın fazlasıyla "göze batan" bir ölümle sonlanan hayatında, neyin bu silik görüntü ardında kaldığını araştıran bir soruşturma süreci. Polis prosedüründeki yavaşlık beni yer yer yavaşlattı, buna rağmen ters köşe yapmayı yine başardı yazar.