
Uzun bir
aradan sonra yeni bir kitap yazısı ile blog'a döndüm. Yeni bir şehir, yeni bir
okul, yeni bir okulun yeni bir haftası için yapılması gerekenler ve okunması
gerekenler derken zaman aktı gitti.
Sanırım bu
hafta itibariyle yeniden eski düzenine kavuşur blog. En azından haftada bir
kitap yazısı eklemek yine öncelikli hedefim blog'da ilgili. Kurgu eserler
haricindeki kitap yazıları son bir yılda olduğu gibi bu yıl da blog'da ağırlığa
sahip olacak sanırım, ancak okul kütüphanesinde çıkacağım keşiflerle hiç fikrim
olmayan yazar ve kitaplarla da tanışıp, burada eserlerini tanıtmayı
düşünüyorum.
Ahmet
Çiğdem'in Aydınlanma Düşüncesi adlı kitabı da okulla ilgili okumalarımdan biri
oldu aslında. Günümüz toplum yapısını ve bu yapıyı şekillendiren her bir
düşüncenin temellerinin atıldığı Aydınlanma hakkında bilgi sahibi olmak
isteyen, ileri okumalar yapmak için neye nereden başlaması gerektiğini
kestiremeyen ve derli toplu biçimde sürecin gidişatını tarihin akışı içinde
öğrenmek isteyen herkese önerebileceğim bir kitap. Bu yüzden, ellerim yazmaktan
yorulmuş olsa da hazır biraz vaktim varken blog'a yazıyı eklemek istedim.
Kitap,
Aydınlanma'nın ne olduğunu, ana hatlarla hangi alanlarda kendisini gösterdiğine
değiniyor öncelikle. Aydınlanma için zemin hazırlayan toplumsal gelişmeler
(sanattan tutun da bilime dek bu alandaki tüm adımları dahil ediyorum) hakkında
bilgi vererek, Aydınlanma'nın düşünsel temelini atan filozofların ve bu filozofların
düşüncelerini ifade etmelerine olanak veren toplumsal yapıların özelliklerine
değiniyor Ahmet Çiğdem.
Ardından,
Avrupa'dan yayılan ve dünya tarihinin gidişatını değiştiren bu sürecin farklı
ülkelerde ve hatta Amerika'yı da eklersek farklı kıtalarda nasıl yankı bulduğu,
nasıl yorumlandığı ve hangi karakteristik özelliklerle yaşandığına değiniyor. Birbiriyle
ortak bir fikir birliğinden ziyade düşünsel bir reform için çabalayan
birbirinden farklı düşünürlerin temellendirdiği Aydınlanma'nın tüm isimleri
kitabın farklı bölümlerinde, ilgili oldukları ülke kapsamında
değerlendiriliyor.
İnsan
temelli ve akıl ışığında aydınlanan bir dünyayı anlama çabasının, bilimin öne
çıktığı bir dönemi ve sonrasında gelecek olan Fransız Devrimi ve Sanayi Devrimi
gibi günümüz toplumlarının entellektüel, siyasi, dini konular başta olmak üzere
bir çok yönden etkileyen Aydınlanma'nın yer yer birbirinden ilham alan, yer yer
birbiriyle çelişen filozoflarının fikirlerini konuya dair okuma yapmak isteyen
herkes için kolay anlaşılır bir dille anlatıyor yazar.
Kendi
çalışma/ilgi alanıma göre düşündüğümde Aydınlanma'dan itibaren yabancılaşma
sorununun, ilerlemenin ve insanın toplumsal vicdanı ya da ahlakı olarak
değerlendirilebilecek konuların dünya düşün/bilim tarihinde adını adeta kazıyan
isimler tarafından nasıl önceden şiddetle vurgulandığı benim özellikle
dikkatimi çeken ve sizlerle paylaşmak istediğim bir konu.
Aklın ve
bilimin ışığında bir dünyayı anlama çabası içine girerek, insan merkezli, doğru
bilgiye insan mutluluğu ve doğal olarak toplum mutluluğu için adım atmak olarak
tanımlayabileceğim, özgür düşüncenin temellerini ve gerekliliğinin önemini
vurgulayan Aydınlanma'yı daha yakından anlamak için, daha detaylı okumalara
yönelmek için şiddetle tavsiyedir.....
İyi
okumalar.