20 Aralık 2018 Perşembe

Hakan Östlundh "Engerek"

Bir önceki polisiye roman Danimarka'dandı; şimdi de köprüyü geçelim, İsveç'e gidelim.

Hakan Östlundh'un yedi kitaplık dedektif Fredrik Broman serisinin dördüncü kitabı Engerek. İlk kez okuduğum bir yazar. Evet seriye ortalardan giriş yapmış oldum ama denk geldi ve okudum, çok plansız bir okumaydı. Pişman olmadım. 

Engerek'de, Japonya'da üç yıl yaşayıp İsveç'e geri dönen bir danışmanın, dönüşüyle aynı hafta ailesinin etrafını saran felaket ve kendisinin de kayıplara karışmasını okuyoruz. Garip, kasvetli bir aile, ailenin garip ve kasvetli oluşuna okumaya devam ettikçe, karakterlerin anılarına tanık oldukça bir sebep bulmaya başlıyoruz. 

Cinayetin ardından, katilin kim olduğu sorusu kadar neden olduğu sorusunun da etrafında dönen Broman ve arkadaşlarının bir yandan roman boyunca tarihiyle paylaşılan sayfalardan gördüğümüz kadarıyla sondan başa doğru, hikayenin tarihiyle zıt biçimde ilerleyen biçimde Broman'ın sağlığına kavuşmasına beklediğini görüyoruz. Kitabın başında, Broman hastaneye getirilen ağır yaralı bir dedektif; sonlara doğru Broman'ın neden ilk sayfalarda hastaneye götürülen o adam olduğunu öğrenmeye doğru da gidiyoruz. 

Oldukça kasvetli karakterler. Bir cinayetin ardından, hatta birden çok ölüm ardından elbette coşku ve neşe beklenmez ancak bahsettiğim o değil; karakterler üzerindeki bitkinlik, bezginlik, soğuk ve kimsesizlik öyle sarıyor ki. Bir de, asıl üzerinde durulan karakterler cinayete kurban gidenlerin yakınları, onlara daha çok yakınlaşıyor, onları daha çok görüyor ve duyuyorsunuz sanki. Yazar daha çok aktarmaya çalışmış sanki. 

Kurgunun birden çok bilinmezi var; birinin bilgisi diğerinin çözümüne ışık tutmaya yarıyor. Tüm bunların yanında, okuyanlar ne der ya da okuduğunda şu an okumamış olanlar ne der bilmiyorum ama baştan beri katilin kim olduğu bana çok açık geldi. Tek bir ihtimal vardı zaten; o ihtimalin ne olduğu da basit bir soruya verilecek tek cevapla bulunabiliyordu ama nedense yazar, dedektiflerini dedektif gibi kullanamıyor gibi de hissettim. Belki o yüzden diğer karakterleri daha çok görüyor ya da duyuyor, tanıyor hissi oluşmuştur. Bazı soruları sormuyor, sormayı bilemiyor, akıl edemiyor gibi duran dedektifler gibi hissettim çoğu zaman. Bunları tam olarak böyle ifade edebilirim özür dilerim odun odun yazdıysam. 

Tüm bunlar ne Engerek'i kötü bir roman yapıyor ne de okuduğuma pişman oldum diyorum; zaten başta da aksini belirttim; okuduğuma pişman olmadım; okuduğum da iyi oldu. 

Bir insanın kaç kişinin hayatını kaç farklı yolla cehenneme çevirebileceğine dair karanlık bir roman Engerek.

Hiç yorum yok: