Gerçekten de adı gibi, avının izini süren bir roman. Ancak Wisting serisinde bence romanlar sürekli aynı tempoda ilerlemiyor. Wisting aynı zamanda tv uyarlamasına da sahip, onu da hiç izlememe sebebim bu. Benim için eksik bir yanı kalıyor kurgunun ve olayın hep. Bu romanda da aynısı oldu. Ama yine de ilerleyen zamanda seriden başka bir kitabı okur muyum, okurum.
Yıllar önce hapse yanlışlıkla yanlış bir katili attığı şüphesiyle görevden kısa süreli uzaklaştırılan Wisting, bir yandan gerçek katili bulmak bir yandan da geçmişteki hataları ortaya çıkararak, neden hatalı bir karar verilmiş olabileceğini bulmak zorundadır. Bu süreçte ona gazeteci kızı da yardım eder. Babasının itibarını kurtarmak için babasına yardımcı olan kızı da, kendi başına ayrı bir hattan bir soruşturma yürütür.
Geçmişte suçu örtbas edilen bir katili korumak adına mı yanlış kişi tutuklanmıştır? Korunmaya çalışılan biri mi vardır yoksa polis, kendi itibarını korumak için zoraki delillerle bir katil mi uydurmuştur?
Bu sırada, geçmişteki kayıp vakalarına benzer bir kayıp vakası ortaya çıkar.
Katil yeniden harekete mi geçmiştir, sırada benzer sonuçla bitecek bir kayıp vakası mı vardır? Yoksa hepsi bir tesadüf müdür?
Wisting, uzaklaştırıldığı kurum içinde bir çürük elma olabileceği şüphesiyle kendini aklayacak delilleri bulmaya girişir, aynı zamanda yeni kayıp vakasına da odaklanır.
Bence romanın ilk yarısı hayli hızlı akıyor, öte yandan bitmesine yakın nedense uzatılmış gibi hissettirdi. Söylediklerimle çelişkili gibi gelecek kulağa ama, bir yandan da romanın sonu kestirip atılmış gibi bir yüzeyselliğe sahip. Bana mı öyle geldi, yazarın tarzına mı alışamıyorum bilmiyorum. İnatla da okumaya devam ediyorum ama, o ayrı.
Bence İskandinav polisiyesi okumak isteyenler için yine de tavsiye edilecek bir yazar, o ayrı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder