17 Kasım 2013 Pazar

Lilyhammer


Lilyhammer, bir istisna olarak blog'da.

Takip ediyorsanız, göreceğiniz üzere blog'da dizilere, filmlere artık yer vermiyorum. Kitap da kitap. Çünkü artık film izlemiyorum, dizi falan zaten pek izlemezdim, iyice izlemez oldum. Kitle iletişim araçlarından kapabildiğim tek şey sıkça TRT Radyo 3 (şu anda da yine nefis bir şeyler çalıyor). 

Geçtiğimiz ay yine kitap okurken gözüm bir ara ekrana takıldı, e2'de, aklıma Norveç'i getiren (hayatımda gidip görmedim!) bir manzara içinde trende giden bir adam vardı. Sırf bu bir anlık şey yüzünden devamı ne acaba, diye merak edip kitabı kapattım, ekranı izlemeye başladım.

Şanslıymışım, ilk bölümüydü Lilyhammer'ın ve ilk bölümün de başıydı. 

İnternetten dizi izlemediğim için 2012 Norveç yapımı bu diziyi e2'den takip ediyorum. Yanılmıyorsam bu cumartesi 4. bölüm yayınlandı.

Hikaye kısaca şöyle; arkadaşlarını gammazlamak karşılığında koruma hakkı elde eden mafya babası (ya da mafya bireyi, haha süper tanım oldu) Frank, Norveç'e gitmek ister, orada yeni bir hayata başlayacaktır. 

Giovanni Henriksen olarak Norveç'e gitmesini ve Amerikan kültürünün, yozlaşmış ve düzensizlikten doğan düzen içinde nasıl şaşılası biçimde var olduklarını gösteren bir edayla, güzelim sakin Norveç memleketi Lilyhammer'ı kendi yöntemleri ile nasıl zıvanadan çıkarmakta olduğunu anlatıyor dizi. 

Dizi komedi. İçinde azıcık suç unsuru da var ama bunlar yine komedinin içinde saklı kalıyor.

Bir kasabanın sakin ve huzur içindeki gündelik hayatına bir Amerikan'ın dokunuşları, işleri "kendince" halletme yöntemleri (ki bunlar rüşvet, şantaj vs oluyor genelde) o kadar tatlı anlatılıyor ki, bu kanunsuz adama karşı sempati beslerken görebiliyorsunuz kendinizi. Buna kendiniz de yer yer şaşırsanız, hatta onu yadırgasanız bile öyle bir anlatım şekli var ki dizinin, gülmeden edemiyorsunuz. (Bu cümle yüzünden hapse girmem umarım, haha.)

Sanırım 45 dakika sürüyor dizi, yani haftada bir bölüm izleyerek sessiz sakin bir komediyle iyi zaman geçirebilirsiniz. 

2 yorum:

Adsız dedi ki...

dizi kara mizah aslında tam komedi denemez. çok güzel dizi müzikleri çekimler her şey harika. yeni the sopranos doğuyor resmen.

Umut Babilon dedi ki...

Kesinlikle katılıyorum =)